Avatar of Vocabulary Set Gıda Maddeleri ve Katkı Maddeleri

İçindekiler İçinde Gıda Maddeleri ve Katkı Maddeleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İçindekiler' içinde 'Gıda Maddeleri ve Katkı Maddeleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

food additive

/ˈfuːd ˌæd.ə.tɪv/

(noun) gıda katkı maddesi

Örnek:

Many processed foods contain various food additives.
Birçok işlenmiş gıda çeşitli gıda katkı maddeleri içerir.

rice paper

/ˈraɪs ˌpeɪ.pər/

(noun) pirinç kağıdı

Örnek:

We used rice paper to make fresh spring rolls.
Taze Çin böreği yapmak için pirinç kağıdı kullandık.

preservative

/prɪˈzɝː.və.t̬ɪv/

(noun) koruyucu, konservan

Örnek:

Many processed foods contain artificial preservatives.
Birçok işlenmiş gıda yapay koruyucular içerir.

gold leaf

/ˈɡoʊld liːf/

(noun) altın varak, altın yaprak

Örnek:

The artist applied gold leaf to the frame of the painting.
Sanatçı, tablonun çerçevesine altın varak uyguladı.

sweetener

/ˈswiːt.nɚ/

(noun) tatlandırıcı, teşvik, cazibe

Örnek:

Many diet sodas use artificial sweeteners instead of sugar.
Birçok diyet gazlı içecek, şeker yerine yapay tatlandırıcılar kullanır.

stabilizer

/ˈsteɪ.bə.laɪ.zɚ/

(noun) dengeleyici, stabilizatör

Örnek:

The ship was fitted with a new stabilizer to reduce rolling.
Gemi, sallanmayı azaltmak için yeni bir dengeleyici ile donatıldı.

agar

/ˈeɪ.ɡɑːr/

(noun) agar, agar-agar

Örnek:

The bacteria grew well on the agar plate.
Bakteriler agar plakasında iyi büyüdü.

pectin

/ˈpek.tɪn/

(noun) pektin

Örnek:

Apples are rich in natural pectin, which helps jams set.
Elmalar, reçellerin kıvam almasına yardımcı olan doğal pektin açısından zengindir.

humectant

/hjuːˈmek.tənt/

(noun) nemlendirici;

(adjective) nemlendirici, nem çekici

Örnek:

Glycerin is a common humectant found in many skincare products.
Gliserin, birçok cilt bakım ürününde bulunan yaygın bir nemlendiricidir.

flavor enhancer

/ˈfleɪ.vər ɪnˌhæn.sər/

(noun) lezzet arttırıcı, tatlandırıcı

Örnek:

Monosodium glutamate (MSG) is a common flavor enhancer.
Monosodyum glutamat (MSG) yaygın bir lezzet arttırıcıdır.

flavoring

/ˈfleɪ.vɚ.ɪŋ/

(noun) tatlandırıcı, aroma

Örnek:

Vanilla is a common flavoring in desserts.
Vanilya, tatlılarda yaygın bir tatlandırıcıdır.

emulsifier

/ɪˈmʌl.sə.faɪ.ɚ/

(noun) emülgatör

Örnek:

Lecithin is a common emulsifier used in chocolate.
Lesitin, çikolatada kullanılan yaygın bir emülgatördür.

antioxidant

/ˌæn.t̬iˈɑːk.sɪ.dənt/

(noun) antioksidan;

(adjective) antioksidan

Örnek:

Vitamins C and E are well-known antioxidants.
C ve E vitaminleri iyi bilinen antioksidanlardır.

anticaking agent

/ˌæn.tiˈkeɪ.kɪŋ ˌeɪ.dʒənt/

(noun) topaklanmayı önleyici madde

Örnek:

Salt often contains an anticaking agent to prevent it from clumping.
Tuz, topaklanmayı önlemek için genellikle bir topaklanmayı önleyici madde içerir.

gelatin

/ˈdʒel.ə.tiːn/

(noun) jelatin

Örnek:

The dessert was made with fruit and gelatin.
Tatlı meyve ve jelatin ile yapıldı.

salt

/sɑːlt/

(noun) tuz, kimyasal bileşik;

(verb) tuzlamak

Örnek:

Add a pinch of salt to the soup for flavor.
Çorbaya lezzet için bir tutam tuz ekleyin.

baking soda

/ˈbeɪkɪŋ ˌsoʊdə/

(noun) karbonat, sodyum bikarbonat

Örnek:

Add a teaspoon of baking soda to the cake batter for a lighter texture.
Daha hafif bir doku için kek hamuruna bir çay kaşığı karbonat ekleyin.

baking powder

/ˈbeɪ.kɪŋ ˌpaʊ.dər/

(noun) kabartma tozu

Örnek:

Add two teaspoons of baking powder to the flour.
Una iki çay kaşığı kabartma tozu ekleyin.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren