Avatar of Vocabulary Set Müşteri Hizmetleri 1

Müşteri Hizmetleri İçinde Müşteri Hizmetleri 1 Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Müşteri Hizmetleri' içinde 'Müşteri Hizmetleri 1' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

customer

/ˈkʌs.tə.mɚ/

(noun) müşteri

Örnek:

The store offers excellent service to its customers.
Mağaza, müşterilerine mükemmel hizmet sunar.

service

/ˈsɝː.vɪs/

(noun) hizmet, servis, kamu hizmeti;

(verb) hizmet etmek, çalışmak, servis etmek

Örnek:

The hotel provides excellent room service.
Otel mükemmel oda servisi sunmaktadır.

satisfaction

/ˌsæt̬.ɪsˈfæk.ʃən/

(noun) memnuniyet, tatmin, karşılama

Örnek:

Customer satisfaction is our top priority.
Müşteri memnuniyeti en büyük önceliğimizdir.

feedback

/ˈfiːd.bæk/

(noun) geri bildirim, dönüt, geri besleme

Örnek:

We welcome your feedback on our new service.
Yeni hizmetimiz hakkındaki geri bildirimlerinizi bekliyoruz.

complaint

/kəmˈpleɪnt/

(noun) şikayet, yakınma, şikayet nedeni

Örnek:

We received a complaint about the noise.
Gürültü hakkında bir şikayet aldık.

inquiry

/ˈɪŋ.kwɚ.i/

(noun) sorgu, soru, soruşturma

Örnek:

I made an inquiry about the job vacancy.
İş ilanı hakkında bir sorgulama yaptım.

support

/səˈpɔːrt/

(verb) desteklemek, geçindirmek, yardım etmek;

(noun) destek, dayanak, payanda

Örnek:

She works hard to support her family.
Ailesini geçindirmek için çok çalışıyor.

representative

/ˌrep.rɪˈzen.t̬ə.t̬ɪv/

(noun) temsilci, delege;

(adjective) temsili, tipik

Örnek:

Each state sends representatives to the national convention.
Her eyalet ulusal kongreye temsilciler gönderir.

experience

/ɪkˈspɪr.i.əns/

(noun) deneyim, olay;

(verb) deneyimlemek, yaşamak

Örnek:

He has a lot of experience in teaching.
Öğretmenlikte çok deneyimi var.

quality

/ˈkwɑː.lə.t̬i/

(noun) kalite, nitelik, özellik;

(adjective) kaliteli, mükemmel

Örnek:

The hotel offers high-quality service.
Otel yüksek kaliteli hizmet sunmaktadır.

loyalty

/ˈlɔɪ.əl.t̬i/

(noun) sadakat, bağlılık

Örnek:

His loyalty to the company was unwavering.
Şirkete olan sadakati sarsılmazdı.

retention

/rɪˈten.ʃən/

(noun) tutma, alıkoyma, hafıza

Örnek:

The company focuses on customer retention.
Şirket müşteri tutmaya odaklanıyor.

survey

/ˈsɝː.veɪ/

(noun) anket, araştırma, inceleme;

(verb) incelemek, gözden geçirmek, ölçmek

Örnek:

The architect conducted a survey of the building's structural integrity.
Mimar, binanın yapısal bütünlüğü hakkında bir inceleme yaptı.

resolution

/ˌrez.əˈluː.ʃən/

(noun) karar, azmetme, çözüm

Örnek:

He made a New Year's resolution to exercise more.
Daha fazla egzersiz yapmak için bir Yeni Yıl kararı aldı.

assistance

/əˈsɪs.təns/

(noun) yardım, destek

Örnek:

Can I offer you any assistance?
Size herhangi bir yardım sunabilir miyim?

response

/rɪˈspɑːns/

(noun) yanıt, tepki, karşılık

Örnek:

I sent an email, but I haven't received a response yet.
Bir e-posta gönderdim ama henüz bir yanıt almadım.

interaction

/ˌɪn.t̬ɚˈræk.ʃən/

(noun) etkileşim, karşılıklı etki

Örnek:

The interaction between the two chemicals caused an explosion.
İki kimyasal arasındaki etkileşim bir patlamaya neden oldu.

follow up

/ˈfɑloʊ ʌp/

(phrasal verb) takip etmek, devam etmek

Örnek:

I need to follow up on that email I sent yesterday.
Dün gönderdiğim o e-postayı takip etmem gerekiyor.

call center

/ˈkɑːl ˌsen.tər/

(noun) çağrı merkezi, müşteri hizmetleri merkezi

Örnek:

The customer service team works in the call center.
Müşteri hizmetleri ekibi çağrı merkezinde çalışıyor.

hotline

/ˈhɑːt.laɪn/

(noun) hat, telefon hattı

Örnek:

The crisis hotline is available 24/7.
Kriz hattı 7/24 hizmet vermektedir.

response time

/rɪˈspɑːns taɪm/

(noun) tepki süresi, yanıt süresi

Örnek:

The new software has an improved response time.
Yeni yazılımın tepki süresi iyileştirildi.

customer care

/ˈkʌs.tə.mər ˌker/

(noun) müşteri hizmetleri, müşteri bakımı

Örnek:

Good customer care is essential for business success.
İyi müşteri hizmetleri iş başarısı için çok önemlidir.

user-friendly

/ˌjuː.zɚˈfrend.li/

(adjective) kullanıcı dostu, kullanımı kolay

Örnek:

The new software has a very user-friendly interface.
Yeni yazılımın çok kullanıcı dostu bir arayüzü var.

product support

/ˈprɑː.dʌkt səˈpɔːrt/

(noun) ürün desteği, teknik destek

Örnek:

Our company offers excellent product support for all our software.
Şirketimiz tüm yazılımlarımız için mükemmel ürün desteği sunmaktadır.

client

/ˈklaɪ.ənt/

(noun) müşteri, müvekkil, istemci

Örnek:

The lawyer met with his client to discuss the case.
Avukat, davayı görüşmek üzere müvekkiliyle buluştu.

personalization

/ˌpɝː.sən.əl.əˈzeɪ.ʃən/

(noun) kişiselleştirme, bireyselleştirme

Örnek:

The company offers extensive personalization options for their products.
Şirket, ürünleri için kapsamlı kişiselleştirme seçenekleri sunuyor.

courtesy

/ˈkɝː.t̬ə.si/

(noun) nezaket, kibarca davranış, ikram

Örnek:

He treated everyone with great courtesy.
Herkese büyük bir nezaketle davrandı.

customer base

/ˈkʌs.tə.mər ˌbeɪs/

(noun) müşteri tabanı, müşteri kitlesi

Örnek:

The company is trying to expand its customer base.
Şirket, müşteri tabanını genişletmeye çalışıyor.

customer relationship

/ˈkʌstəmər rɪˈleɪʃənˌʃɪp/

(noun) müşteri ilişkisi, müşteri ilişkileri

Örnek:

Good customer relationship management is crucial for business success.
İyi müşteri ilişkileri yönetimi, iş başarısı için çok önemlidir.

technical support

/ˈtek.nɪ.kəl səˈpɔːrt/

(noun) teknik destek, teknik yardım

Örnek:

I called technical support because my computer wasn't working.
Bilgisayarım çalışmadığı için teknik destek aradım.

helpdesk

/ˈhelp.desk/

(noun) yardım masası, teknik destek

Örnek:

I called the helpdesk to resolve my software issue.
Yazılım sorunumu çözmek için yardım masasını aradım.

engagement

/ɪnˈɡeɪdʒ.mənt/

(noun) nişan, randevu, taahhüt

Örnek:

They announced their engagement at the party.
Partide nişanlarını duyurdular.

feedback loop

/ˈfiːdbæk luːp/

(noun) geri bildirim döngüsü, geri besleme döngüsü

Örnek:

The thermostat uses a feedback loop to maintain a constant temperature.
Termostat, sabit bir sıcaklığı korumak için bir geri bildirim döngüsü kullanır.

contact center

/ˈkɑːntækt ˌsentər/

(noun) iletişim merkezi, çağrı merkezi

Örnek:

Our new contact center handles all customer inquiries efficiently.
Yeni iletişim merkezimiz tüm müşteri sorularını verimli bir şekilde ele alıyor.

after-sales service

/ˌæf.tɚˈseɪlz ˈsɜːr.vɪs/

(noun) satış sonrası hizmet

Örnek:

Good after-sales service is crucial for customer loyalty.
İyi bir satış sonrası hizmet, müşteri sadakati için çok önemlidir.

customization

/ˌkʌs.tə.məˈzeɪ.ʃən/

(noun) özelleştirme, kişiselleştirme

Örnek:

The software allows for extensive customization of the user interface.
Yazılım, kullanıcı arayüzünün kapsamlı bir şekilde özelleştirilmesine olanak tanır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren