Avatar of Vocabulary Set Konuşma Yanıtı

Davranış ve Yaklaşım İçinde Konuşma Yanıtı Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Davranış ve Yaklaşım' içinde 'Konuşma Yanıtı' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

you can say that again

/juː kən seɪ ðæt əˈɡen/

(idiom) kesinlikle katılıyorum, çok doğru

Örnek:

This weather is terrible!" "You can say that again."
Bu hava berbat!" "Kesinlikle katılıyorum."

hard cheese

/hɑrd tʃiːz/

(idiom) kötü şans, talihsizlik

Örnek:

You missed the deadline? Well, hard cheese, you'll have to deal with the consequences.
Son teslim tarihini mi kaçırdın? Eh, kötü şans, sonuçlarıyla sen uğraşmak zorunda kalacaksın.

have it your own way

/hæv ɪt jʊər oʊn weɪ/

(idiom) bildiğini oku, kendi bildiğini yap

Örnek:

Fine, have it your own way, but don't come crying to me when it all goes wrong.
Pekala, bildiğini oku, ama her şey ters gittiğinde bana ağlamaya gelme.

catch you later

/kætʃ ju ˈleɪtər/

(phrase) sonra görüşürüz, görüşmek üzere

Örnek:

I have to go now, catch you later!
Şimdi gitmem gerekiyor, sonra görüşürüz!

be my guest

/biː maɪ ɡɛst/

(idiom) buyurun, tabii ki

Örnek:

“Can I borrow your pen?” “Be my guest.”
“Kalemini ödünç alabilir miyim?” “Buyurun.”

bloody hell

/ˈblʌd.i hel/

(exclamation) kahretsin, lanet olsun

Örnek:

Bloody hell, I can't believe I missed that shot!
Kahretsin, o şutu kaçırdığıma inanamıyorum!

has the cat got your tongue?

/hæz ðə kæt ɡɑt jʊər tʌŋ?/

(idiom) Dilini mi yuttu kedi?, Neden konuşmuyorsun?

Örnek:

You've been very quiet. Has the cat got your tongue?
Çok sessizdin. Dilini mi yuttu kedi?

knock yourself out

/nɑk jərˈsɛlf aʊt/

(idiom) buyur, istediğini yap

Örnek:

You want to try to fix the car yourself? Sure, knock yourself out!
Arabayı kendin mi tamir etmek istiyorsun? Tabii, buyur!

long time no see

/lɔŋ taɪm noʊ siː/

(idiom) uzun zaman oldu görüşmeyeli, ne zamandır görüşemiyoruz

Örnek:

Oh, Sarah! Long time no see! How have you been?
Ah, Sarah! Uzun zaman oldu görüşmeyeli! Nasılsın?

man's best friend

/mænz bɛst frɛnd/

(idiom) insanın en iyi arkadaşı

Örnek:

Dogs are often called man's best friend because of their loyalty and companionship.
Köpekler sadakatleri ve arkadaşlıkları nedeniyle sık sık insanın en iyi arkadaşı olarak adlandırılır.

now you're talking

/naʊ jʊər ˈtɔːkɪŋ/

(idiom) şimdi oldu işte, işte bu

Örnek:

Instead of just watching TV, how about we go for a walk? — Now you're talking!
Sadece televizyon izlemek yerine yürüyüşe çıkmaya ne dersin? — Şimdi oldu işte!

pull the other one (it's got bells on)

/pʊl ðə ˈʌðər wʌn ɪts ɡɑt bɛlz ɑn/

(idiom) külahıma anlat, inanmıyorum

Örnek:

You won the lottery? Oh, pull the other one!
Piyangoyu mu kazandın? Hadi canım, külahıma anlat!

says who?

/ˈsɛz huː/

(idiom) kim diyor?, kim söyledi?

Örnek:

You can't do that. Says who?
Bunu yapamazsın. Kim diyor?

son of a gun

/sʌn əv ə ɡʌn/

(idiom) vay canına, pes doğrusu, yaramaz

Örnek:

Well, son of a gun, I never thought I'd see you here!
Vay canına, pes doğrusu, seni burada göreceğimi hiç düşünmezdim!

for crying out loud

/fɔː ˌkraɪ.ɪŋ aʊt ˈlaʊd/

(exclamation) Allah aşkına, yeter artık

Örnek:

Oh, for crying out loud, just tell me what you want!
Ah, Allah aşkına, sadece ne istediğini söyle!

pish posh

/ˌpɪʃ ˈpɑʃ/

(exclamation) saçmalık, boş laf

Örnek:

“I think it’s a great idea!” “Pish posh, it’ll never work.”
“Bence harika bir fikir!” “Saçmalık, asla işe yaramaz.”
Bu kelime setini Lingoland'da öğren