Etki ve Katılım İçinde Nedeni Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Etki ve Katılım' içinde 'Nedeni' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /wʌn θɪŋ liːdz tu əˈnʌðər/
(idiom) bir şey diğerini tetikledi, bir olay diğerini doğurdu
Örnek:
We met for coffee, and then one thing led to another, and we ended up getting married.
Kahve içmek için buluştuk, sonra bir şey diğerini tetikledi ve sonunda evlendik.
/ˈoʊpən ðə ˈflʌdˌɡeɪts/
(idiom) kapı aralamak, sel kapaklarını açmak
Örnek:
Removing the regulations would open the floodgates to uncontrolled development.
Yönetmelikleri kaldırmak, kontrolsüz gelişmeye kapı aralayacaktır.
/peɪv ðə weɪ fɔːr/
(idiom) zemin hazırlamak, yol açmak
Örnek:
The invention of the printing press paved the way for the spread of knowledge.
Matbaanın icadı bilginin yayılmasına zemin hazırladı.
/bi æt ðə ˈbɑtəm əv/
(idiom) altında yatmak, nedeni olmak
Örnek:
I suspect he's at the bottom of this whole mess.
Tüm bu karmaşanın altında onun yattığından şüpheleniyorum.
/bi daʊn tu/
(phrasal verb) sayesinde, nedeniyle, sana kalmış
Örnek:
The success of the project was down to hard work and dedication.
Projenin başarısı sıkı çalışma ve özveri sayesindeydi.
/fɔːr ðə seɪk ʌv/
(phrase) uğruna, adına
Örnek:
They decided to move for the sake of their children's education.
Çocuklarının eğitimi uğruna taşınmaya karar verdiler.
/pʊt jʊər ˈfɪŋ.ɡər ɑːn/
(idiom) parmağını basmak, tam olarak anlamak
Örnek:
I know something is wrong, but I can't quite put my finger on it.
Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyorum ama tam olarak ne olduğunu anlayamıyorum.
/ə ˈtʃɪkɪn ænd ɛɡ ˌsɪtʃuˈeɪʃən/
(idiom) tavuk-yumurta durumu, hangisinin önce geldiği belli olmayan durum
Örnek:
It's a real chicken and egg situation: do people get stressed because they're busy, or are they busy because they're stressed?
Bu gerçek bir tavuk-yumurta durumu: insanlar meşgul oldukları için mi stresli, yoksa stresli oldukları için mi meşgul?
/pɔɪnt ðə ˈfɪŋ.ɡər æt/
(idiom) suçlamak, parmakla göstermek
Örnek:
It's easy to point the finger at others, but we should also look at our own mistakes.
Başkalarını suçlamak kolaydır, ama kendi hatalarımıza da bakmalıyız.
/sɛt ðə steɪdʒ fɔr/
(idiom) zemin hazırlamak, ortam yaratmak
Örnek:
The early experiments set the stage for major breakthroughs in medicine.
İlk deneyler tıpta büyük atılımlara zemin hazırladı.
/soʊ ðə siːdz əv/
(idiom) tohumlarını ekmek, zemin hazırlamak
Örnek:
His early experiments helped to sow the seeds of modern genetics.
İlk deneyleri modern genetiğin tohumlarını ekmeye yardımcı oldu.