Zor İçinde Sorun çıkarmak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Zor' içinde 'Sorun çıkarmak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /dɪɡ jərˈsɛlf ˈɪntu ə hoʊl/
(idiom) kendini zora sokmak, kendi kuyusunu kazmak
Örnek:
By lying to his boss, he just dug himself into a hole.
Patronuna yalan söyleyerek sadece kendini zora soktu.
/bi ə ˈrɛs.ə.pi fɔr dɪˈzæs.tər/
(idiom) felaketle sonuçlanmak, felakete davetiye çıkarmak
Örnek:
Mixing those two chemicals could be a recipe for disaster.
Bu iki kimyasalı karıştırmak felaketle sonuçlanabilir.
/rɑk ðə boʊt/
(idiom) ortalığı karıştırmak, sorun çıkarmak
Örnek:
I don't want to rock the boat, but I think we need to address this issue.
Ortalığı karıştırmak istemiyorum ama bu konuyu ele almamız gerektiğini düşünüyorum.
/kæn əv wɜrmz/
(idiom) Pandora'nın kutusu, karmaşık sorun
Örnek:
Opening up that old dispute would be opening a real can of worms.
O eski anlaşmazlığı yeniden açmak gerçek bir Pandora'nın kutusunu açmak olurdu.
/ðə fæt ɪz ɪn ðə faɪər/
(idiom) işler karıştı, kıyamet koptu
Örnek:
When she found out he lied, the fat was in the fire.
Yalan söylediğini öğrendiğinde, işler karıştı.
/ˈhɔːr.nɪts ˌnest/
(noun) eşek arısı yuvası, yaban arısı yuvası, hassas konu
Örnek:
Be careful not to disturb the hornet's nest in the attic.
Çatı katındaki eşek arısı yuvasını rahatsız etmemeye dikkat et.
/ə ˈhɛvi krɔs tə bɛr/
(idiom) ağır bir yük, çekilmesi gereken çile
Örnek:
Her chronic illness has been a heavy cross to bear for the entire family.
Kronik hastalığı tüm aile için ağır bir yük oldu.
/ɡoʊ θruː ðə mɪl/
(idiom) çok zor zamanlar geçirmek, çile çekmek
Örnek:
He really went through the mill during his first year at the company.
Şirketteki ilk yılında gerçekten çok zor zamanlar geçirdi.
/ðə ʃɪt hɪts ðə fæn/
(idiom) işler karışır, ortalık karışır
Örnek:
When the news of the scandal broke, the shit hit the fan.
Skandal haberi patladığında, işler karıştı.
/spɛl ˈtrʌb.əl/
(idiom) sorun yaratmak, başını belaya sokmak
Örnek:
His constant tardiness could spell trouble for his job.
Sürekli geç kalması işi için sorun yaratabilir.