Durum ve Statü İçinde Umutsuz Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Durum ve Statü' içinde 'Umutsuz' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenneeds must when the devil drives
/niːdz mʌst wen ðə ˈdev.əl draɪvz/
(idiom) çaresizlik insanı her şeye zorlar, mecburiyet
Örnek:
I don't really want to sell the house, but needs must when the devil drives.
Evi gerçekten satmak istemiyorum ama çaresizlik insanı her şeye zorlar.
a drowning man will clutch at a straw
/ə ˈdraʊ.nɪŋ mæn wɪl klʌtʃ æt ə strɔː/
(idiom) denize düşen yılana sarılır
Örnek:
He is trying to save his failing business with a lottery ticket; a drowning man will clutch at a straw.
Batan işini bir piyango biletiyle kurtarmaya çalışıyor; denize düşen yılana sarılır.
a hungry wolf is fixed to no place
/ə ˈhʌŋ.ɡri wʊlf ɪz fɪkst tuː noʊ pleɪs/
(idiom) aç kurdun durağı olmaz
Örnek:
He traveled across the country looking for work, proving that a hungry wolf is fixed to no place.
İş aramak için tüm ülkeyi dolaştı ve aç kurdun durağı olmaz sözünü kanıtladı.
/ˈɛni pɔːrt ɪn ə stɔːrm/
(idiom) denize düşen yılana sarılır, zor durumdayken her çareye başvurulur
Örnek:
The hotel was overpriced and dirty, but it was raining hard and we were exhausted—any port in a storm.
Otel pahalı ve kirliydi ama bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu ve bitkindik; denize düşen yılana sarılır.
/ˈhʌŋ.ɡɚ breɪks stoʊn wɔːlz/
(idiom) açlık taş duvarları yıkar
Örnek:
The refugees showed incredible resourcefulness to survive; truly, hunger breaks stone walls.
Mülteciler hayatta kalmak için inanılmaz bir beceri gösterdiler; gerçekten, açlık taş duvarları yıkar.
scornful dogs will eat dirty puddings
/ˈskɔːrn.fəl dɔːɡz wɪl iːt ˈdɝː.t̬i ˈpʊd.ɪŋz/
(idiom) aç ayı oynamaz, mecburiyet her şeyi yaptırır
Örnek:
He used to mock cheap cars, but now that he's broke, scornful dogs will eat dirty puddings.
Eskiden ucuz arabalarla dalga geçerdi ama şimdi parası bitince aç ayı oynamaz (mecazen: ihtiyaç halindeki kişi seçici olamaz).
/niːd meɪks ði oʊld waɪf trɑːt/
(idiom) açlık sofunu bozdurur, zorda kalan her şeyi yapar
Örnek:
He never wanted to work overtime, but with the bills piling up, need makes the old wife trot.
Hiç fazla mesai yapmak istemezdi ama faturalar birikince açlık sofunu bozdurur misali çalışmaya başladı.