Kalite İçinde Benzerlikler ve Farklılıklar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kalite' içinde 'Benzerlikler ve Farklılıklar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrena thief knows a thief, as a wolf knows a wolf
/ə θiːf noʊz ə θiːf, æz ə wʊlf noʊz ə wʊlf/
(idiom) hırsız hırsızı, kurt kurdu tanıdığı gibi tanır
Örnek:
The two scammers immediately teamed up; a thief knows a thief, as a wolf knows a wolf.
İki dolandırıcı hemen iş birliği yaptı; hırsız hırsızı, kurt kurdu tanıdığı gibi tanır.
East is East, and West is West
/ist ɪz ist ænd wɛst ɪz wɛst/
(idiom) Doğu Doğudur, Batı da Batı
Örnek:
They tried to merge the two corporate cultures, but East is East, and West is West.
İki kurum kültürünü birleştirmeye çalıştılar ama Doğu Doğudur, Batı da Batı.
/ɔːl kæts ɑːr ɡreɪ ɪn ðə dɑːrk/
(idiom) geceleyin tüm kediler gridir
Örnek:
He's not very handsome, but all cats are gray in the dark.
Pek yakışıklı değil ama geceleyin tüm kediler gridir.
/laɪk ˈmʌð.ɚ laɪk ˈdɔː.t̬ɚ/
(idiom) anasına bak kızını al
Örnek:
She is as stubborn as her mom; like mother, like daughter.
Annesi kadar inatçı; anasına bak kızını al.
/ɔl ðæt ˈɡlɪtərz ɪz nɑt ɡoʊld/
(idiom) her parlayan şey altın değildir
Örnek:
She thought her new job would be perfect, but she soon realized that all that glitters is not gold.
Yeni işinin mükemmel olacağını düşündü ama kısa sürede her parlayan şeyin altın olmadığını anladı.
/ˈev.ri laɪt ɪz nɑːt ðə sʌn/
(idiom) her parlayan şey güneş değildir, görünüşe aldanma
Örnek:
He was dazzled by the high salary, but he soon realized that every light is not the sun when he saw the toxic work environment.
Yüksek maaş gözünü boyamıştı ama zehirli çalışma ortamını görünce her parlayan şeyin güneş olmadığını (her şeyin göründüğü gibi olmadığını) kısa sürede anladı.
/laɪk ˈfɑːðər laɪk sʌn/
(idiom) babasına çekmiş, armut dibine düşer
Örnek:
He loves fixing cars just like his dad; like father, like son.
Tıpkı babası gibi araba tamir etmeyi seviyor; babasına çekmiş.