Avatar of Vocabulary Set Olumsuz etkiler

Sonuçlar ve Etki İçinde Olumsuz etkiler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sonuçlar ve Etki' içinde 'Olumsuz etkiler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

if you lie down with dogs, you will get up with fleas

/ɪf ju laɪ daʊn wɪð dɔɡz, ju wɪl ɡɛt ʌp wɪð fliz/

(idiom) is yanında duran is, mis yanında duran mis kokar, üzüm üzüme baka baka kararır

Örnek:

I warned him that if you lie down with dogs, you will get up with fleas, and now he's in trouble with the police just like his friends.
Ona is yanında duran is, mis yanında duran mis kokar diye uyarmıştım, şimdi o da arkadaşları gibi polisle başı dertte.

a goose quill is more dangerous than a lion's claw

/ə ɡuːs kwɪl ɪz mɔːr ˈdeɪndʒərəs ðæn ə ˈlaɪənz klɔː/

(idiom) bir kaz tüyü bir aslan pençesinden daha tehlikelidir

Örnek:

The politician learned that a goose quill is more dangerous than a lion's claw after the scandal broke in the papers.
Politikacı, skandal gazetelerde patlak verdikten sonra bir kaz tüyünün bir aslan pençesinden daha tehlikeli olduğunu öğrendi.

evil communications corrupt good manners

/ˈiː.vəl kəˌmjuː.nəˈkeɪ.ʃənz kəˈrʌpt ɡʊd ˈmæn.ɚz/

(idiom) kötü arkadaş iyi huyu bozar, is yanına varan is, mis yanına varan mis kokar

Örnek:

He started hanging out with a rough crowd, and as they say, evil communications corrupt good manners.
Kötü bir çevreyle takılmaya başladı ve dedikleri gibi, kötü arkadaş iyi huyu bozar.

he that touches pitch shall be defiled

/hi ðæt ˈtʌtʃɪz pɪtʃ ʃæl bi dɪˈfaɪld/

(idiom) is karası gider, yüz karası gitmez, körle yatan şaşı kalkar

Örnek:

I told him not to hang out with those criminals, for he that touches pitch shall be defiled.
Ona o suçlularla takılmamasını söyledim, çünkü is karası gider, yüz karası gitmez.

the rotten apple injures its neighbors

/ðə ˈrɑː.tən ˈæp.əl ˈɪn.dʒɚz ɪts ˈneɪ.bɚz/

(idiom) üzüm üzüme baka baka kararır, bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur

Örnek:

We need to remove the troublemaker immediately, because the rotten apple injures its neighbors.
Sorun çıkaran kişiyi hemen uzaklaştırmalıyız, çünkü üzüm üzüme baka baka kararır.

a rotten apple spoils the whole barrel

/ə ˈrɑː.tən ˈæp.əl spɔɪlz ðə hoʊl ˈbær.əl/

(idiom) bir çürük elma bütün bir sepeti bozar

Örnek:

You should remove the troublemaker from the team immediately; a rotten apple spoils the whole barrel.
Sorun çıkaran kişiyi derhal takımdan çıkarmalısın; bir çürük elma bütün bir sepeti bozar.

bad company corrupts good morals

/bæd ˈkʌm.pə.ni kəˈrʌpts ɡʊd ˈmɔːr.əlz/

(idiom) kötü arkadaş iyi ahlakı bozar

Örnek:

I don't want you hanging out with those troublemakers; remember that bad company corrupts good morals.
O bozguncularla takılmanı istemiyorum; unutma ki kötü arkadaş iyi ahlakı bozar.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren