Avatar of Vocabulary Set Sonuçlar

Sonuçlar ve Etki İçinde Sonuçlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sonuçlar ve Etki' içinde 'Sonuçlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

a bad padlock invites a picklock

/ə bæd ˈpædlɑːk ɪnˈvaɪts ə ˈpɪklɑːk/

(idiom) kötü asma kilit hırsızı davet eder

Örnek:

Leaving your laptop in an unlocked car is asking for trouble; remember, a bad padlock invites a picklock.
Dizüstü bilgisayarınızı kilidi olmayan bir arabada bırakmak belaya davetiye çıkarmaktır; unutmayın, kötü asma kilit hırsızı davet eder.

as you make your bed, so you must lie on it

/æz juː meɪk jɔːr bɛd, soʊ juː mʌst laɪ ɑːn ɪt/

(idiom) kendi düşen ağlamaz, ne ekersen onu biçersin

Örnek:

He decided to quit his job without a backup plan, and now he's struggling; as you make your bed, so you must lie on it.
Yedek bir planı olmadan işinden ayrılmaya karar verdi ve şimdi zorlanıyor; kendi düşen ağlamaz.

after dinner comes the reckoning

/ˈæf.tɚ ˈdɪn.ɚ kʌmz ðə ˈrek.ən.ɪŋ/

(idiom) eğlencenin bedeli ağır olur, hesap verme vakti gelir

Örnek:

He spent all his savings on a luxury car, but after dinner comes the reckoning when the bills started arriving.
Tüm birikimini lüks bir arabaya harcadı ama faturalar gelmeye başladığında eğlencenin bedeli ağır oldu.

catching is before hanging

/ˈkætʃɪŋ ɪz bɪˈfɔːr ˈhæŋɪŋ/

(idiom) dereyi görmeden paçaları sıvama

Örnek:

You're planning the victory party already? Remember, catching is before hanging.
Şimdiden zafer partisi mi planlıyorsun? Unutma, dereyi görmeden paçaları sıvama.

curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back

/kjʊriˈɑsəti kɪld ðə kæt bʌt ˌsætɪsˈfækʃən brɔt ɪt bæk/

(idiom) merak kediyi öldürür ama tatmin onu geri getirir

Örnek:

I know you're worried about the risks of this experiment, but remember: curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back.
Bu deneyin risklerinden endişe ettiğini biliyorum ama unutma: merak kediyi öldürür ama tatmin onu geri getirir.

every bullet has a billet

/ˈev.ri ˈbʊl.ɪt hæz ə ˈbɪl.ɪt/

(idiom) her kurşunun bir kaderi vardır

Örnek:

The old soldier faced the front lines with calm, believing that every bullet has its billet.
Eski asker, her kurşunun bir kaderi olduğuna inanarak ön safları sakinlikle karşıladı.

evil doers are evil dreaders

/ˈiː.vəl ˈduː.ərz ɑːr ˈiː.vəl ˈdrɛd.ərz/

(phrase) kötülük yapan kötülükten korkar

Örnek:

He is constantly looking over his shoulder because evil doers are evil dreaders.
Sürekli arkasına bakıyor çünkü kötülük yapan kötülükten korkar.

give a thing, and take a thing to wear the devil's gold ring

/ɡɪv ə θɪŋ, ænd teɪk ə θɪŋ tu wɛr ðə ˈdɛvəlz ɡoʊld rɪŋ/

(idiom) verip de geri alan şeytanın altın yüzüğünü takar

Örnek:

You can't ask for the toy back now; remember, give a thing, and take a thing to wear the devil's gold ring.
Oyuncağı şimdi geri isteyemezsin; unutma, verip de geri alan şeytanın altın yüzüğünü takar.

the greater the truth, the greater the libel

/ðə ˈɡreɪtər ðə truːθ, ðə ˈɡreɪtər ðə ˈlaɪbəl/

(idiom) gerçek ne kadar büyükse iftira da o kadar büyüktür

Örnek:

The politician tried to sue the journalist, arguing that the greater the truth, the greater the libel.
Siyasetçi, gerçek ne kadar büyükse iftira da o kadar büyüktür diyerek gazeteciye dava açmaya çalıştı.

one year's seeding makes seven years' weeding

/wʌn jɪrz ˈsiːdɪŋ meɪks ˈsɛvən jɪrz ˈwiːdɪŋ/

(idiom) bir yılın tohumu yedi yılın otunu getirir

Örnek:

You should pull those dandelions now, because one year's seeding makes seven years' weeding.
O karahindibaları şimdi sökmelisin, çünkü bir yılın tohumu yedi yılın otunu getirir.

there is no such thing as a free lunch

/ðɛr ɪz noʊ sʌtʃ θɪŋ æz ə fri lʌntʃ/

(idiom) bedava peynir sadece fare kapanında olur, hiçbir şey karşılıksız değildir

Örnek:

The app is free to download, but you have to pay for features, proving that there is no such thing as a free lunch.
Uygulamayı indirmek ücretsizdir ancak özellikler için ödeme yapmanız gerekir; bu da bedava yemeğin olmadığını kanıtlar.

what is got over the devil's back is spent under his belly

/wʌt ɪz ɡɑːt ˈoʊvər ðə ˈdɛvəlz bæk ɪz spɛnt ˈʌndər hɪz ˈbɛli/

(idiom) haydan gelen huya gider, haram malın hayrı olmaz

Örnek:

He won a fortune through fraud but lost it all in a week; what is got over the devil's back is spent under his belly.
Dolandırıcılıkla bir servet kazandı ama hepsini bir haftada kaybetti; haydan gelen huya gider.

you reap what you sow

/juː riːp wʌt juː soʊ/

(idiom) ne ekersen onu biçersin, karma

Örnek:

He was always unkind to others, and now he's lonely. Well, you reap what you sow.
Her zaman başkalarına karşı nazik değildi, şimdi yalnız. Ne ekersen onu biçersin.

old sins cast long shadows

/oʊld sɪnz kæst lɔŋ ˈʃædoʊz/

(idiom) eski günahların gölgesi uzun olur

Örnek:

The politician's career ended because old sins cast long shadows.
Politikacının kariyeri bitti çünkü eski günahların gölgesi uzun olur.

if you sell the cow, you sell her milk too

/ɪf juː sɛl ðə kaʊ, juː sɛl hɜːr mɪlk tuː/

(idiom) ineği satan sütünü de satar

Örnek:

He wanted to sell his rental property for quick cash, but I reminded him that if you sell the cow, you sell her milk too.
Hızlı nakit için kiralık mülkünü satmak istedi ama ona ineği satarsan sütünü de satmış olursun diye hatırlattım.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren