Avatar of Vocabulary Set Samimiyet ve Aldatmaca

İnsan Özellikleri ve Nitelikleri İçinde Samimiyet ve Aldatmaca Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İnsan Özellikleri ve Nitelikleri' içinde 'Samimiyet ve Aldatmaca' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

a friend's frown is better than a fool's smile

/ə frɛndz fraʊn ɪz ˈbɛtər ðæn ə fuːlz smaɪl/

(idiom) dostun kaş çatması aptalın gülümsemesinden iyidir

Örnek:

I know his critique was harsh, but remember that a friend's frown is better than a fool's smile.
Eleştirisinin sert olduğunu biliyorum ama unutma ki bir dostun kaş çatması, bir aptalın gülümsemesinden iyidir.

all are not friends that speak us fair

/ɔːl ɑːr nɑːt frendz ðæt spiːk ʌs fer/

(idiom) her yüzüne güleni dost sanma

Örnek:

Be careful who you trust; all are not friends that speak us fair.
Kime güveneceğine dikkat et; her yüzüne güleni dost sanma.

don't fear the enemy that attacks you, but the fake friend that hugs you

/doʊnt fɪr ði ˈɛnəmi ðæt əˈtæks ju, bʌt ðə feɪk frɛnd ðæt hʌɡz ju/

(phrase) seni ısıran düşmandan değil, sana sarılan sahte dosttan kork

Örnek:

I realized my colleague was undermining me behind my back; it's true that you should don't fear the enemy that attacks you, but the fake friend that hugs you.
Meslektaşımın arkamdan iş çevirdiğini fark ettim; seni ısıran düşmandan değil, sana sarılan sahte dosttan kork sözü ne kadar doğru.

false friends are much worse than open enemies

/fɔːls frendz ɑːr mʌtʃ wɜːrs ðæn ˈoʊpən ˈɛnəmiːz/

(idiom) sahte dostlar açık düşmandan daha kötüdür

Örnek:

I realized he was leaking my secrets; truly, false friends are much worse than open enemies.
Sırlarımı sızdırdığını fark ettim; gerçekten de sahte dostlar, açık düşmanlardan çok daha kötüdür.

fine words shall butter no parsnips

/faɪn wɜrdz ʃæl ˈbʌtər noʊ ˈpɑrsnɪps/

(idiom) lafla peynir gemisi yürümez, boş laf karın doyurmaz

Örnek:

He keeps promising a raise, but fine words butter no parsnips.
Sürekli zam sözü veriyor ama lafla peynir gemisi yürümez.

flattery, much like perfume, should be smelled but not swallowed

/ˈflæt.ər.i, mʌtʃ laɪk pərˈfjuːm, ʃʊd bi smɛld bʌt nɑt ˈswɑl.oʊd/

(idiom) dalkavukluk parfüm gibidir, koklanır ama yutulmaz

Örnek:

He enjoyed the compliments on his speech, but he remembered that flattery, much like perfume, should be smelled but not swallowed.
Konuşmasına gelen övgülerden keyif aldı ama dalkavukluğun, tıpkı parfüm gibi, koklanması gerektiğini ama yutulmaması gerektiğini hatırladı.

imitation is the sincerest form of flattery

/ˌɪm.ɪˈteɪ.ʃən ɪz ðə sɪnˈsɪər.ɪst fɔːrm əv ˈflæt̬.ɚ.i/

(idiom) taklit etmek en içten övgüdür

Örnek:

When she saw the younger artist copying her technique, she reminded herself that imitation is the sincerest form of flattery.
Genç sanatçının kendi tekniğini kopyaladığını görünce, taklit etmenin en içten övgü olduğunu kendine hatırlattı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren