Avatar of Vocabulary Set Özellikler ve Doğal Eğilimler

İnsan Özellikleri ve Nitelikleri İçinde Özellikler ve Doğal Eğilimler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İnsan Özellikleri ve Nitelikleri' içinde 'Özellikler ve Doğal Eğilimler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

a leopard can't change its spots

/ə ˈlep.ərd kænt tʃeɪndʒ ɪts spɑːts/

(idiom) can çıkar huy çıkmaz, insan yedisinde neyse yetmişinde de odur

Örnek:

He said he would stop lying, but a leopard can't change its spots.
Yalan söylemeyi bırakacağını söyledi ama can çıkar huy çıkmaz.

an ape is an ape, a varlet is a varlet, though they be clad in silk or scarlet

/æn eɪp ɪz æn eɪp, ə ˈvɑːrlət ɪz ə ˈvɑːrlət, ðoʊ ðeɪ bi klæd ɪn sɪlk ɔːr ˈskɑːrlət/

(idiom) eşeğe altın semer vursalar yine eşektir

Örnek:

He tried to act like a gentleman in that expensive suit, but an ape is an ape, a varlet is a varlet, though they be clad in silk or scarlet.
O pahalı takım elbise içinde bir beyefendi gibi davranmaya çalıştı ama ipek de giyseler, kadife de giyseler, eşek yine eşektir.

the wolf may lose his teeth, but never his nature

/ðə wʊlf meɪ luz hɪz tiθ, bʌt ˈnɛvər hɪz ˈneɪtʃər/

(idiom) can çıkar huy çıkmaz

Örnek:

He claims to have changed his ways, but the wolf may lose his teeth, but never his nature.
Değiştiğini iddia ediyor ama can çıkar huy çıkmaz.

the fox may grow grey, but never good

/ðə fɑks meɪ ɡroʊ ɡreɪ, bʌt ˈnɛvər ɡʊd/

(idiom) can çıkar huy çıkmaz, huylu huyundan vazgeçmez

Örnek:

He claims to have changed his ways, but the fox may grow grey, but never good.
Değiştiğini iddia ediyor ama can çıkar huy çıkmaz.

born, not made

/bɔːrn nɑːt meɪd/

(idiom) doğuştan gelen, doğulur, olunmaz

Örnek:

Great leaders are born, not made.
Büyük liderler doğulur, olunmaz.

you can't make a silk purse out of a sow's ear

/juː kænt meɪk ə sɪlk pɜːrs ˈaʊt əv ə saʊz ɪr/

(idiom) eşeğe altın semer vursan yine eşektir, kötü malzemeden iyi sonuç çıkmaz

Örnek:

You can try to dress up that old car, but you can't make a silk purse out of a sow's ear.
O eski arabayı süslemeye çalışabilirsin ama eşeğe altın semer vursan yine eşektir.

nature passes nurture

/ˈneɪ.tʃɚ ˈpæs.ɪz ˈnɝː.tʃɚ/

(idiom) doğa yetiştirilmeden üstündür

Örnek:

Even though he was raised in a peaceful home, his aggressive tendencies suggest that nature passes nurture.
Huzurlu bir evde büyümesine rağmen, saldırgan eğilimleri doğanın yetiştirilmeden üstün olduğunu gösteriyor.

a crow is never whiter for washing itself often

/ə kroʊ ɪz ˈnɛvər ˈwaɪtər fɔːr ˈwɑːʃɪŋ ɪtˈsɛlf ˈɔːfən/

(idiom) can çıkar huy çıkmaz, sütle giren huy canla çıkar

Örnek:

He tried to act like a gentleman, but a crow is never whiter for washing itself often.
Bir beyefendi gibi davranmaya çalıştı ama can çıkar huy çıkmaz.

send a fool to market and a fool he will return

/sɛnd ə ful tu ˈmɑrkət ænd ə ful hi wɪl rɪˈtɜrn/

(idiom) eşeği Mekke'ye götürmekle hacı olmaz

Örnek:

He went to the best university but still makes terrible decisions; send a fool to market and a fool he will return.
En iyi üniversiteye gitti ama hala berbat kararlar veriyor; eşeği Mekke'ye götürmekle hacı olmaz.

a bellowing cow soon forgets her calf

/ə ˈbel.oʊ.ɪŋ kaʊ suːn fɚˈɡets hɝ kæf/

(idiom) çok böğüren inek buzağısını çabuk unutur

Örnek:

She cried so loudly at the funeral, but as they say, a bellowing cow soon forgets her calf.
Cenazede çok yüksek sesle ağladı ama derler ya, çok böğüren inek buzağısını çabuk unutur.

we are born crying, live complaining, and die disappointed

/wi ɑːr bɔːrn ˈkraɪ.ɪŋ, lɪv kəmˈpleɪ.nɪŋ, ænd daɪ ˌdɪs.əˈpɔɪn.tɪd/

(idiom) ağlayarak doğar, şikayet ederek yaşar ve hayal kırıklığı içinde ölürüz

Örnek:

Some philosophers argue that we are born crying, live complaining, and die disappointed.
Bazı filozoflar ağlayarak doğduğumuzu, şikayet ederek yaşadığımızı ve hayal kırıklığı içinde öldüğümüzü savunur.

what is bred in the bone will come out in the flesh

/wʌt ɪz brɛd ɪn ðə boʊn wɪl kʌm aʊt ɪn ðə flɛʃ/

(idiom) can çıkar huy çıkmaz, sütle giren huy canla çıkar

Örnek:

He tried to act sophisticated, but what is bred in the bone will come out in the flesh.
Sofistike davranmaya çalıştı ama can çıkar huy çıkmaz.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren