Avatar of Vocabulary Set Öngörü ve Tedbir

Davranış, Tutum ve Yaklaşım İçinde Öngörü ve Tedbir Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Davranış, Tutum ve Yaklaşım' içinde 'Öngörü ve Tedbir' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

a danger foreseen is half avoided

/ə ˈdeɪndʒər fɔːrˈsiːn ɪz hæf əˈvɔɪdɪd/

(idiom) önceden bilinen tehlike yarı yarıya atlatılmış sayılır

Örnek:

We should prepare for the storm now; a danger foreseen is half avoided.
Fırtınaya şimdiden hazırlanmalıyız; önceden bilinen tehlike yarı yarıya atlatılmış sayılır.

catch not at the shadow and lose the substance

/kætʃ nɑːt æt ðə ˈʃædoʊ ænd luːz ðə ˈsʌbstəns/

(idiom) gölgeyi kovalayıp asıl olanı kaybetmek

Örnek:

He quit his stable job for a risky startup that failed, proving you shouldn't catch at the shadow and lose the substance.
İstikrarlı işini başarısız olan riskli bir girişim için bıraktı; bu da gölgeyi kovalayıp asıl olanı kaybetmemeniz gerektiğini kanıtlıyor.

failing to plan is planning to fail

/ˈfeɪlɪŋ tu plæn ɪz ˈplænɪŋ tu feɪl/

(idiom) plan yapmamak, başarısızlığı planlamaktır

Örnek:

You need to prepare for your exams because failing to plan is planning to fail.
Sınavlarına hazırlanmalısın çünkü plan yapmamak, başarısızlığı planlamaktır.

life is too short to do something that doesn't matter

/laɪf ɪz tuː ʃɔːrt tuː duː ˈsʌm.θɪŋ ðæt ˈdʌz.ənt ˈmæt.ər/

(phrase) hayat önemsiz bir şey yapmak için çok kısa

Örnek:

I decided to quit my boring job because life is too short to do something that doesn't matter.
Sıkıcı işimden istifa etmeye karar verdim çünkü hayat önemsiz bir şey yapmak için çok kısa.

don't empty the water jar until the rain falls

/doʊnt ˈɛmpti ðə ˈwɔtər ʤɑr ənˈtɪl ðə reɪn fɔlz/

(idiom) dereyi görmeden paçaları sıvama

Örnek:

I know you want to quit, but don't empty the water jar until the rain falls; wait until you sign the new contract.
İstifa etmek istediğini biliyorum ama dereyi görmeden paçaları sıvama; yeni sözleşmeyi imzalayana kadar bekle.

think much, speak little, and write less

/θɪŋk mʌtʃ, spiːk ˈlɪt.əl, ænd raɪt les/

(idiom) çok düşün, az konuş ve daha az yaz

Örnek:

In diplomacy, it is often best to think much, speak little, and write less.
Diplomaside genellikle çok düşünmek, az konuşmak ve daha az yazmak en iyisidir.

don't throw out your dirty water until you get in fresh

/doʊnt θroʊ aʊt jɔːr ˈdɜːrti ˈwɔːtər ʌnˈtɪl juː ɡɛt ɪn frɛʃ/

(idiom) yenisini bulmadan eskisini bırakma

Örnek:

I know you hate your current job, but don't throw out your dirty water until you get in fresh; wait until you have a signed contract elsewhere.
Mevcut işinden nefret ettiğini biliyorum ama yenisini bulmadan eskisini bırakma; başka bir yerde imzalı bir sözleşmen olana kadar bekle.

measure twice, and cut once

/ˈmeʒ.ər twaɪs ənd kʌt wʌns/

(idiom) yedi ölç, bir biç, iki kere ölç, bir kere biç

Örnek:

I know you're in a hurry to start the project, but remember: measure twice, and cut once.
Projeye başlamak için acele ettiğini biliyorum ama unutma: yedi ölç, bir biç.

a stitch in time saves nine

/ə stɪtʃ ɪn taɪm seɪvz naɪn/

(idiom) vaktinde atılan bir dikiş dokuz dikişi kurtarır, tedbir almak, sonradan uğraşmaktan iyidir

Örnek:

Don't put off repairing that small leak; remember, a stitch in time saves nine.
O küçük sızıntıyı tamir etmeyi erteleme; unutma, vaktinde atılan bir dikiş dokuz dikişi kurtarır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren