Etkileşime girmek İçinde Hıyanet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Etkileşime girmek' içinde 'Hıyanet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈsʌm.wʌnz bæk ɪz tɜrnd/
(idiom) birinin arkası dönükken, biri dikkat etmezken
Örnek:
The children started playing pranks as soon as their mother's back was turned.
Annelerinin arkası döner dönmez çocuklar yaramazlık yapmaya başladı.
/θroʊ ˈsʌm.wʌn ˈʌn.dər ðə bʌs/
(idiom) birini harcamak, birini satmak, birini feda etmek
Örnek:
He decided to throw his colleague under the bus to avoid getting fired.
Kovulmaktan kurtulmak için iş arkadaşını harcamaya karar verdi.
/stæb ˈsʌm.wʌn ɪn ðə bæk/
(idiom) ihanet etmek, arkadan vurmak
Örnek:
I can't believe she would stab me in the back like that after all we've been through.
Tüm yaşadıklarımızdan sonra bana böyle ihanet edeceğine inanamıyorum.
/ə sneɪk ɪn ðə ɡræs/
(idiom) sinsi düşman, hain
Örnek:
I thought he was my friend, but he turned out to be a snake in the grass.
Onun arkadaşım olduğunu sanıyordum ama sinsi bir düşman çıktı.
/sel ˈsʌm.wʌn daʊn ðə ˈrɪv.ər/
(idiom) birini satmak, birine ihanet etmek
Örnek:
I can't believe he would sell me down the river after all we've been through.
Tüm yaşadıklarımızdan sonra beni satacağına inanamıyorum.
leave someone/something in the dust
/liːv ˈsʌm.wʌn ˈsʌm.θɪŋ ɪn ðə dʌst/
(idiom) geride bırakmak, tozunu attırmak
Örnek:
Our new product will leave the competition in the dust.
Yeni ürünümüz rakipleri geride bırakacak.
/drɑp ə daɪm ɑn/
(idiom) ihbar etmek, gammazlamak
Örnek:
He threatened to drop a dime on his accomplice if he didn't get a larger share.
Daha büyük bir pay alamazsa suç ortağını ihbar etmekle tehdit etti.
/bɪˈhaɪnd ˈsʌm.wʌnz bæk/
(idiom) birinin arkasından, birine söylemeden
Örnek:
I can't believe she talked about me behind my back.
Arkamdan benim hakkımda konuştuğuna inanamıyorum.
/rɑb ˈpiːtər tə peɪ pɔl/
(idiom) birinden alıp diğerine vermek, bir borcu diğerinden ödemek
Örnek:
The government's new budget plan seems to just rob Peter to pay Paul, moving funds around without addressing the deficit.
Hükümetin yeni bütçe planı, açığı ele almadan sadece fonları yer değiştirerek birinden alıp diğerine vermek gibi görünüyor.