Karar ve Kontrol İçinde Kontrol dışı Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Karar ve Kontrol' içinde 'Kontrol dışı' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /spɪn aʊt əv kənˈtroʊl/
(idiom) kontrolden çıkmak, çığırından çıkmak
Örnek:
The car began to spin out of control on the icy road.
Araba buzlu yolda kontrolden çıkmaya başladı.
/ɑn ðə spɜr əv ðə ˈmoʊmənt/
(idiom) aniden, o anın etkisiyle
Örnek:
We decided to go to the beach on the spur of the moment.
Aniden sahile gitmeye karar verdik.
/ɪn ðə hiːt əv ðə ˈmoʊ.mənt/
(idiom) anın sıcaklığıyla, o anki heyecanla
Örnek:
He said some things in the heat of the moment that he later regretted.
Anın sıcaklığıyla bazı şeyler söyledi ve sonra pişman oldu.
/bi bɪˈsaɪd jərˈsɛlf/
(idiom) kendinden geçmek, duygularına yenik düşmek
Örnek:
She was beside herself with grief after losing her pet.
Evcil hayvanını kaybettikten sonra kendinden geçmişti.
/ɪn ðə læp əv ðə ɡɑːdz/
(idiom) tanrıların elinde, kadere kalmış
Örnek:
We've done all we can; the rest is in the lap of the gods.
Yapabileceğimiz her şeyi yaptık; gerisi tanrıların elinde.
/lɛt jʊər hɑrt rul jʊər hɛd/
(idiom) kalbinin aklına hükmetmesine izin vermek, duygularına göre hareket etmek
Örnek:
Sometimes it's good to let your heart rule your head, especially in matters of love.
Bazen, özellikle aşk konularında, kalbinin aklına hükmetmesine izin vermek iyidir.
/ɡɛt ðə bɛst ʌv/
(idiom) üstesinden gelmek, yenmek
Örnek:
His emotions often get the best of him.
Duyguları genellikle onu ele geçirir.
/ðə teɪl ˈwæɡɪŋ ðə dɔɡ/
(idiom) kuyruğun köpeği sallaması, önemsiz olanın önemli olanı yönetmesi
Örnek:
Allowing a minor issue to dictate the entire project budget is a classic case of the tail wagging the dog.
Küçük bir sorunun tüm proje bütçesini belirlemesine izin vermek, kuyruğun köpeği sallaması durumunun klasik bir örneğidir.
/ˈstɑːrk ˈreɪvɪŋ mæd/
(idiom) tamamen deli, zır deli
Örnek:
He must be stark raving mad to think he can climb that mountain in winter.
Kışın o dağı tırmanabileceğini düşünüyorsa tamamen deli olmalı.
/ɡoʊ tə ˈpiːsɪz/
(idiom) dağılmak, parçalanmak
Örnek:
After the accident, she completely went to pieces.
Kazadan sonra tamamen dağıldı.
/ɡoʊ ɔf ðə reɪlz/
(idiom) raydan çıkmak, kontrolden çıkmak
Örnek:
After his parents' divorce, he really started to go off the rails.
Anne babasının boşanmasından sonra gerçekten raydan çıkmaya başladı.
/kʌt luːs/
(phrasal verb) serbest kalmak, coşmak, kendini bırakmak
Örnek:
After finishing her exams, she decided to cut loose and go dancing all night.
Sınavlarını bitirdikten sonra serbest kalmaya ve bütün gece dans etmeye karar verdi.