Davranış ve Yaklaşım İçinde Aşırı tepki Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Davranış ve Yaklaşım' içinde 'Aşırı tepki' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenmake a mountain out of a molehill
/meɪk ə ˈmaʊntən aʊt ə ˈmoʊlhɪl/
(idiom) pireyi deve yapmak, abartmak
Örnek:
Don't make a mountain out of a molehill; it's just a small scratch on the car.
Pireyi deve yapma; arabada sadece küçük bir çizik var.
/meɪk ə sɔŋ ænd dæns əˈbaʊt/
(idiom) büyütmek, olayı abartmak
Örnek:
It was just a small mistake, but he had to make a song and dance about it.
Sadece küçük bir hataydı ama o bunu büyütmek zorunda kaldı.
/splɪt hɛrz/
(idiom) kılı kırk yarmak, ince eleyip sık dokumak
Örnek:
Let's not split hairs over who paid for the coffee; it's a small amount.
Kahveyi kimin ödediği konusunda kılı kırk yarmayalım; küçük bir miktar.
/ˈtem.pɪst ɪn ə ˈtiː.pɑːt/
(idiom) bardak suda fırtına, pireyi deve yapmak
Örnek:
The argument over the seating chart was a real tempest in a teapot.
Oturma düzeni konusundaki tartışma tam bir bardak suda fırtınaydı.
/ɜːr ɑn ðə saɪd əv/
(idiom) tedbirli olmak, yanında olmak
Örnek:
When in doubt, it's always better to err on the side of caution.
Şüpheye düştüğünde, her zaman tedbirli olmak daha iyidir.
/ˌmʌtʃ əˈduː əˌbaʊt ˈnʌθɪŋ/
(idiom) boşuna yaygara, pireyi deve yapmak
Örnek:
All that arguing over who gets the last slice of pizza was much ado about nothing.
Son pizza dilimini kimin alacağı konusundaki tüm o tartışma boşuna bir yaygaraydı.
/ɡoʊ tuː fɑr/
(idiom) çok ileri gitmek, aşırıya kaçmak
Örnek:
His jokes sometimes go too far and offend people.
Şakaları bazen çok ileri gider ve insanları rahatsız eder.
/ˌoʊvər ˌɛɡ ðə ˈpʊdɪŋ/
(idiom) aşırıya kaçmak, abartmak
Örnek:
I think you're starting to over-egg the pudding with all those extra special effects.
Sanırım tüm bu ekstra özel efektlerle aşırıya kaçmaya başlıyorsun.
use a sledgehammer to crack a nut
/juːz ə ˈslɛdʒˌhæmər tə kræk ə nʌt/
(idiom) fındık kırmak için balyoz kullanmak, abartmak
Örnek:
Spending millions on a new system to fix a small software bug is like using a sledgehammer to crack a nut.
Küçük bir yazılım hatasını düzeltmek için yeni bir sisteme milyonlar harcamak, fındık kırmak için balyoz kullanmak gibidir.