Davranış ve Yaklaşım İçinde Öngörü ve Tedbir Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Davranış ve Yaklaşım' içinde 'Öngörü ve Tedbir' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ən eɪs ʌp jʊər sliːv/
(idiom) kolunda bir as, gizli bir avantaj
Örnek:
The politician had an ace up his sleeve for the debate.
Politikacının tartışma için kolunda bir ası vardı.
/ˈkʌvər jʊər æs/
(idiom) kendini korumak, sorumluluktan kaçınmak
Örnek:
He always keeps detailed records to cover his ass in case of an audit.
Denetim durumunda kendini korumak için her zaman detaylı kayıtlar tutar.
/ˈkʌvər ˈsʌmˌwʌnz bæk/
(idiom) birinin arkasını kollamak, birini korumak
Örnek:
Don't worry, I'll cover your back during the presentation.
Merak etme, sunum sırasında arkandayım.
/kʌt yʊər ˈlɔsɪz/
(idiom) zararı kesmek, kaybı durdurmak
Örnek:
After investing so much, it was hard to cut our losses, but the business was failing.
Bu kadar yatırım yaptıktan sonra zararı kesmek zordu ama iş batıyordu.
/ə ˈreɪni deɪ/
(idiom) kara gün, ihtiyaç zamanı
Örnek:
She saved money for a rainy day.
Kara gün için para biriktirdi.
with an eye on the main chance
/wɪð ən aɪ ɑn ðə meɪn tʃæns/
(idiom) kendi çıkarını gözeterek, fırsatçı bir şekilde
Örnek:
He's always acting with an eye on the main chance, looking for ways to benefit himself.
Her zaman kendi çıkarını gözeterek hareket ediyor, kendine fayda sağlayacak yollar arıyor.
/nɪp ˈsʌm.θɪŋ ɪn ðə bʌd/
(idiom) başından kesmek, kötüleşmeden durdurmak
Örnek:
We need to nip this problem in the bud before it gets out of control.
Bu sorunu kontrolden çıkmadan önce başından kesmeliyiz.
/stɑp ðə rɑt/
(idiom) çürümeyi durdurmak, kötü gidişi durdurmak
Örnek:
The new manager was hired to stop the rot in the struggling company.
Yeni yönetici, zor durumdaki şirketteki çürümeyi durdurmak için işe alındı.
/straɪk waɪl ðə ˈaɪərn ɪz hɑt/
(idiom) demir tavında dövülür, fırsatı değerlendirmek
Örnek:
The job offer is great, you should strike while the iron is hot and accept it.
İş teklifi harika, demir tavında dövülür, kabul etmelisin.
/teɪk stɑk əv/
(idiom) gözden geçirmek, değerlendirmek, durumu tartmak
Örnek:
Before making a big decision, it's wise to take stock of your options.
Büyük bir karar vermeden önce seçeneklerinizi gözden geçirmek akıllıca olacaktır.
/θɪŋk twaɪs/
(idiom) iki kez düşünmek, iyice düşünmek
Örnek:
You should think twice before quitting your job.
İşinden ayrılmadan önce iki kez düşünmelisin.