Erdem ve Ahlaksızlık İçinde Yalanlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Erdem ve Ahlaksızlık' içinde 'Yalanlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenit needs a hundred lies to cover a single lie
/ɪt niːdz ə ˈhʌndrəd laɪz tuː ˈkʌvər ə ˈsɪŋɡəl laɪ/
(idiom) bir yalanı örtmek için yüz yalan gerekir
Örnek:
He kept making up excuses for his absence, proving that it needs a hundred lies to cover a single lie.
Devamsızlığı için bahaneler uydurmaya devam etti ve bir yalanı örtmek için yüz yalan gerektiğini kanıtladı.
/ə laɪ hæz noʊ leɡz/
(idiom) yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Örnek:
He tried to blame his coworkers, but a lie has no legs and the truth soon came out.
İş arkadaşlarını suçlamaya çalıştı ama yalancının mumu yatsıya kadar yanar ve gerçek yakında ortaya çıktı.
ask no questions and hear no lies
/æsk noʊ ˈkwɛstʃənz ænd hɪr noʊ laɪz/
(idiom) soru sorma ki yalan duymayasın
Örnek:
I don't want to know where you got that money; ask no questions and hear no lies.
O parayı nereden bulduğunu bilmek istemiyorum; soru sorma ki yalan duymayasın.
half the truth is often a whole lie
/hæf ðə truːθ ɪz ˈɔːfən ə hoʊl laɪ/
(idiom) yarım gerçek tam bir yalandır
Örnek:
He didn't mention he was there, and half the truth is often a whole lie.
Orada olduğunu söylemedi ve yarım gerçek genellikle tam bir yalandır.
liars need to have good memories
/ˈlaɪərz nid tu hæv ɡʊd ˈmɛməriz/
(idiom) yalancının hafızası kuvvetli olmalı
Örnek:
He forgot what he told me yesterday and got caught; truly, liars need to have good memories.
Dün bana ne dediğini unuttu ve yakalandı; gerçekten de yalancının hafızası kuvvetli olmalı.
/wʌn laɪ meɪks ˈmɛni/
(idiom) bir yalan bin yalan doğurur
Örnek:
He had to invent a whole backstory to hide his first mistake, proving that one lie makes many.
İlk hatasını gizlemek için koca bir hikaye uydurmak zorunda kaldı, bu da bir yalanın bin yalan doğurduğunu kanıtlıyor.
a lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes
/ə laɪ kæn ˈtrævəl ˈhæfˌweɪ əˈraʊnd ðə wɜrld waɪl ðə truθ ɪz ˈpʊtɪŋ ɑn ɪts ʃuz/
(idiom) yalan gerçeği geçer
Örnek:
The fake news went viral instantly; as they say, a lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes.
Yalan haber anında yayıldı; derler ya, gerçek ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyanın yarısını dolaşır.