Erdem ve Ahlaksızlık İçinde İkiyüzlülük ve Aldatmaca Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Erdem ve Ahlaksızlık' içinde 'İkiyüzlülük ve Aldatmaca' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenpeople who live in glass houses should not throw stones
/ˈpipəl hu lɪv ɪn ɡlæs ˈhaʊzəz ʃʊd nɑt θroʊ stoʊnz/
(idiom) sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı
Örnek:
She's always complaining about her neighbor's messy yard, but people who live in glass houses should not throw stones.
Sürekli komşusunun dağınık bahçesinden şikayet ediyor ama sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı.
/fɪˈzɪʃ.ən hiːl ðatˈsɛlf/
(idiom) tabip, önce kendini iyileştir
Örnek:
He is always giving financial advice despite being in debt; physician, heal thyself!
Borç içinde olmasına rağmen sürekli finansal tavsiyeler veriyor; tabip, önce kendini iyileştir!
a honey tongue, a heart of gall
/ə ˈhʌn.i tʌŋ ə hɑːrt əv ɡɔːl/
(idiom) ağzı bal damlamak ama kalbi fesat olmak
Örnek:
Be careful with his flattery; he has a honey tongue, a heart of gall.
Onun övgülerine dikkat et; ağzı bal damlıyor ama kalbi fesat dolu.
/ˈbɑːrkɪŋ dɔːɡ ˈnevər baɪts/
(idiom) havlayan köpek ısırmaz
Örnek:
Don't worry about his threats; a barking dog never bites.
Tehditlerinden korkma; havlayan köpek ısırmaz.
/biː wʌt juː wʊd siːm tuː biː/
(idiom) göründüğün gibi ol, özü sözü bir olmak
Örnek:
If you want people to trust you, you must be what you would seem to be.
İnsanların size güvenmesini istiyorsanız, göründüğünüz gibi olmalısınız.
/duː æz aɪ seɪ ænd nɑːt æz aɪ duː/
(idiom) dediğimi yap, yaptığımı yapma
Örnek:
My father always told me, 'Do as I say and not as I do,' while he was smoking a cigarette.
Babam sigara içerken her zaman bana 'Dediğimi yap, yaptığımı yapma' derdi.
empty vessels make the most noise
/ˈɛmp.ti ˈvɛs.əlz meɪk ðə moʊst nɔɪz/
(idiom) boş teneke çok ses çıkarır
Örnek:
He talks a lot about business, but he has no experience; empty vessels make the most noise.
İş hakkında çok konuşuyor ama hiç tecrübesi yok; boş teneke çok ses çıkarır.
full of courtesy, full of craft
/fʊl ʌv ˈkɜːr.tə.si, fʊl ʌv kræft/
(idiom) nezaketi çok olanın hilesi de çok olur
Örnek:
He was so overly polite during the meeting that I couldn't help but think, 'full of courtesy, full of craft.'
Toplantı sırasında o kadar aşırı nazikti ki, 'nezaketi çok olanın hilesi de çok olur' diye düşünmeden edemedim.