Avatar of Vocabulary Set Sabır

İnsan Özellikleri ve Nitelikleri İçinde Sabır Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İnsan Özellikleri ve Nitelikleri' içinde 'Sabır' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

patience is a plaster for all sores

/ˈpeɪ.ʃəns ɪz ə ˈplæs.tər fɔːr ɔːl sɔːrz/

(idiom) sabır her yaranın merhemidir

Örnek:

I know you are going through a hard time, but remember that patience is a plaster for all sores.
Zor bir dönemden geçtiğini biliyorum ama unutma ki sabır her yaranın merhemidir.

a handful of patience is worth more than a bushel of brains

/ə ˈhænd.fʊl əv ˈpeɪ.ʃəns ɪz wɜːrθ mɔːr ðæn ə ˈbʊʃ.əl əv breɪnz/

(idiom) bir avuç sabır bir kile zekadan daha değerlidir

Örnek:

I know you want to finish the project now, but remember that a handful of patience is worth more than a bushel of brains.
Projeyi şimdi bitirmek istediğini biliyorum ama unutma ki bir avuç sabır, bir kile zekadan daha değerlidir.

good things come to those who wait

/ɡʊd θɪŋz kʌm tu ðoʊz hu weɪt/

(idiom) sabreden derviş muradına ermiş

Örnek:

I know you want the promotion now, but remember that good things come to those who wait.
Terfiyi hemen istediğini biliyorum ama unutma ki sabreden derviş muradına ermiş.

it will be all the same a hundred years hence

/ɪt wɪl bi ɔːl ðə seɪm ə ˈhʌndrəd jɪərz hens/

(idiom) yüz yıl sonra her şey aynı olacak, yüz yıl sonra kimse hatırlamayacak

Örnek:

Don't worry about the mistake; it will be all the same a hundred years hence.
Hata için üzülme; yüz yıl sonra her şey aynı olacak (kimse hatırlamayacak).

all things are difficult before they are easy

/ɔːl θɪŋz ɑːr ˈdɪfɪkəlt bɪˈfɔːr ðeɪ ɑːr ˈiːzi/

(phrase) her şey kolaylaşmadan önce zordur

Örnek:

Don't give up on learning to code; remember that all things are difficult before they are easy.
Kodlamayı öğrenmekten vazgeçme; unutma ki her şey kolaylaşmadan önce zordur.

do not sell the bear's skin before you have actually caught it

/duː nɑːt sel ðə berz skɪn bɪˈfɔːr juː hæv ˈæktʃuəli kɔːt ɪt/

(idiom) dereyi görmeden paçaları sıvamak

Örnek:

He's already planning how to spend his bonus, but I told him do not sell the bear's skin before you have actually caught it.
Bonusunu nasıl harcayacağını şimdiden planlıyor ama ona dereyi görmeden paçaları sıvama dedim.

long foretold, long last; short notice, soon past

/lɔŋ fɔrˈtoʊld, lɔŋ læst; ʃɔrt ˈnoʊtɪs, sun pæst/

(idiom) Uzun süre önceden haber verilen uzun sürer, kısa sürede gelen çabuk geçer

Örnek:

The dark clouds have been gathering for days, so remember: long foretold, long last; short notice, soon past.
Koyu bulutlar günlerdir toplanıyor, unutma: Uzun süre önceden haber verilen uzun sürer, kısa sürede gelen çabuk geçer.

patience is a virtue

/ˈpeɪ.ʃəns ɪz ə ˈvɜːr.tʃuː/

(idiom) sabır bir erdemdir

Örnek:

I know you want the results now, but patience is a virtue.
Sonuçları hemen istediğini biliyorum ama sabır bir erdemdir.

soft fire makes sweet malt

/sɔːft faɪər meɪks swiːt mɔːlt/

(idiom) yavaş ateş tatlı malt yapar

Örnek:

Don't rush the negotiations; remember that soft fire makes sweet malt.
Müzakereleri aceleye getirmeyin; unutmayın ki yavaş ateş tatlı malt yapar.

softly, softly, catchee monkey

/ˈsɔːft.li ˈsɔːft.li ˈkætʃ.i ˈmʌŋ.ki/

(idiom) yavaş ve emin adımlarla, sabırla hedefe ulaşmak

Örnek:

Don't rush the negotiations; remember, softly, softly, catchee monkey.
Müzakereleri aceleye getirmeyin; unutmayın, yavaş ve emin adımlarla hedefe ulaşılır.

there is luck in leisure

/ðɛr ɪz lʌk ɪn ˈliːʒər/

(idiom) acele işe şeytan karışır, sabrın sonu selamettir

Örnek:

Don't rush into a decision; remember, there is luck in leisure.
Karar vermek için acele etme; unutma, acele işe şeytan karışır.

time heals all wounds

/taɪm hiːlz ɔːl wuːndz/

(idiom) zaman her şeyin ilacıdır, zaman her yarayı sarar

Örnek:

I know you're heartbroken now, but remember that time heals all wounds.
Şu an kalbinin kırık olduğunu biliyorum ama unutma ki zaman her şeyin ilacıdır.

time works wonders

/taɪm wɜːrks ˈwʌndərz/

(idiom) zaman her şeyin ilacıdır, zaman mucizeler yaratır

Örnek:

I know you're heartbroken now, but time works wonders.
Şu an kalbinin kırık olduğunu biliyorum ama zaman her şeyin ilacıdır.

April showers bring May flowers

/ˈeɪ.prəl ˈʃaʊ.ərz brɪŋ meɪ ˈflaʊ.ərz/

(idiom) Nisan yağmurları Mayıs çiçeklerini getirir

Örnek:

I know you're tired of the rain, but remember that April showers bring May flowers.
Yağmurdan bıktığını biliyorum ama unutma ki Nisan yağmurları Mayıs çiçeklerini getirir.

a watched pot never boils

/ə wɑːtʃt pɑːt ˈnev.ɚ bɔɪlz/

(idiom) beklenen gün geç gelir

Örnek:

Stop checking your email every minute; a watched pot never boils.
Her dakika e-postanı kontrol etmeyi bırak; beklenen gün geç gelir.

if you sit by the river long enough, you will see the body of your enemy float by

/ɪf ju sɪt baɪ ðə ˈrɪvər lɔŋ ɪˈnʌf, ju wɪl si ðə ˈbɑdi əv jʊər ˈɛnəmi floʊt baɪ/

(idiom) nehir kenarında yeterince uzun süre oturursan, düşmanının cesedinin yüzerek geçtiğini görürsün

Örnek:

I don't need to seek revenge; if you sit by the river long enough, you will see the body of your enemy float by.
İntikam almama gerek yok; nehir kenarında yeterince uzun süre oturursan, düşmanının cesedinin yüzerek geçtiğini görürsün.

patience is bitter but its fruit is sweet

/ˈpeɪ.ʃəns ɪz ˈbɪt.ər bʌt ɪts fruːt ɪz swiːt/

(idiom) sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır

Örnek:

I know studying for years is hard, but remember, patience is bitter but its fruit is sweet.
Yıllarca çalışmanın zor olduğunu biliyorum ama unutma; sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren