İnsan ilişkileri İçinde Empati ve Anlayış Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'İnsan ilişkileri' içinde 'Empati ve Anlayış' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈtʃer.ə.t̬i bɪˈɡɪnz æt hoʊm/
(idiom) iyilik evde başlar
Örnek:
She spends all her time volunteering abroad, but charity begins at home; her own children need her.
Tüm vaktini yurt dışında gönüllü işlerde harcıyor ama iyilik evde başlar; kendi çocuklarının ona ihtiyacı var.
a gentle heart is tied with an easy thread
/ə ˈdʒɛntəl hɑːrt ɪz taɪd wɪð ən ˈizi θrɛd/
(idiom) nazik bir kalp kolay bir iplikle bağlanır
Örnek:
You don't need to force him to help; a gentle heart is tied with an easy thread.
Onu yardım etmeye zorlamana gerek yok; nazik bir kalp kolay bir iplikle bağlanır.
do unto others as you would have them do unto you
/duː ˈʌn.tuː ˈʌð.ərz æz juː wʊd hæv ðɛm duː ˈʌn.tuː juː/
(idiom) sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına öyle davran
Örnek:
I always try to do unto others as I would have them do unto me, even when it's difficult.
Zor olsa bile her zaman başkalarına, kendime nasıl davranılmasını istiyorsam öyle davranmaya çalışırım.
/ˈpɪt.i ɪz əˈkɪn tu lʌv/
(idiom) acıma sevgiye yakındır
Örnek:
She began to care for him out of sympathy, proving that pity is akin to love.
Ona sempati duyarak bakmaya başladı, bu da acımanın sevgiye yakın olduğunu kanıtladı.
love covers a multitude of sins
/lʌv ˈkʌvərz ə ˈmʌltɪtuːd ʌv sɪnz/
(idiom) sevgi pek çok günahı örter
Örnek:
He has many flaws, but as they say, love covers a multitude of sins.
Pek çok kusuru var ama derler ya, sevgi pek çok günahı örter.
/hi ðæt ɪz wɔrm θɪŋks ɔl soʊ/
(idiom) tok açın halinden anlamaz
Örnek:
The billionaire couldn't understand why people were protesting about food prices; truly, he that is warm thinks all so.
Milyarder, insanların neden gıda fiyatlarını protesto ettiğini anlayamadı; gerçekten de tok açın halinden anlamaz.
/ɪt teɪks wʌn tu noʊ wʌn/
(idiom) kişi kendinden bilir işi, tencere dibin kara seninki benden kara
Örnek:
"You're being very selfish!" "Well, it takes one to know one!"
"Çok bencilsin!" "Kişi kendinden bilir işi!"
/tu noʊ ɔːl ɪz tu fərˈɡɪv ɔːl/
(idiom) her şeyi anlamak her şeyi affetmektir
Örnek:
After hearing about his difficult childhood, I realized that to know all is to forgive all.
Zor çocukluğunu duyduktan sonra, her şeyi anlamanın her şeyi affetmek olduğunu anladım.
life is too short to make others' shorter
/laɪf ɪz tuː ʃɔːrt tuː meɪk ˈʌðərz ˈʃɔːrtər/
(idiom) hayat başkalarına zarar vermek için çok kısa
Örnek:
Stop arguing over such small things; life is too short to make others' shorter.
Böyle küçük şeyler için tartışmayı bırak; hayat başkalarınınkini kısaltmak için çok kısa.
there but for the grace of God go I
/ðɛr bʌt fɔːr ðə ɡreɪs ʌv ɡɑːd ɡoʊ aɪ/
(idiom) Allah korumuş
Örnek:
When I see a homeless person on the street, I think, 'There but for the grace of God go I.'
Sokakta evsiz birini gördüğümde, 'Allah korumuş da ben o durumda değilim' diye düşünürüm.