Avatar of Vocabulary Set Sağlık ve Mutluluk

Günlük yaşam İçinde Sağlık ve Mutluluk Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Günlük yaşam' içinde 'Sağlık ve Mutluluk' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

there is nothing so good for the inside of a man as the outside of a horse

/ðɛr ɪz ˈnʌθɪŋ soʊ ɡʊd fɔr ði ɪnˈsaɪd ʌv ə mæn æz ði aʊtˈsaɪd ʌv ə hɔrs/

(idiom) bir insanın ruhuna bir atın dışı kadar iyi gelen bir şey yoktur

Örnek:

After a stressful week, I went riding because there is nothing so good for the inside of a man as the outside of a horse.
Stresli bir haftanın ardından ata binmeye gittim çünkü bir insanın ruhuna, bir atın dışı kadar iyi gelen başka bir şey yoktur.

a bow long bent grows weak

/ə boʊ lɔŋ bɛnt groʊz wik/

(idiom) yay sürekli gergin kalırsa zayıflar

Örnek:

You need to take a vacation; remember that a bow long bent grows weak.
Tatile ihtiyacın var; unutma ki yay sürekli gergin kalırsa zayıflar.

a change is as good as a rest

/ə tʃeɪndʒ ɪz æz ɡʊd æz ə rest/

(idiom) tebdili mekanda ferahlık vardır

Örnek:

I decided to paint the kitchen this weekend; after all, a change is as good as a rest.
Bu hafta sonu mutfağı boyamaya karar verdim; sonuçta tebdili mekanda ferahlık vardır.

a creaking door hangs longest

/ə ˈkriːkɪŋ dɔːr hæŋz ˈlɔːŋɡɪst/

(idiom) çatlak bardak çok yaşar

Örnek:

My grandmother has been frail for years, but as they say, a creaking door hangs longest.
Büyükannem yıllardır zayıf düştü ama derler ya, çatlak bardak çok yaşar.

diseases of the soul are more dangerous than those of the body

/dɪˈziːzɪz ʌv ðə soʊl ɑːr mɔːr ˈdeɪndʒərəs ðæn ðoʊz ʌv ðə ˈbɑːdi/

(phrase) ruh hastalıkları beden hastalıklarından daha tehlikelidir

Örnek:

Cicero once argued that diseases of the soul are more dangerous than those of the body because they affect one's character.
Cicero bir zamanlar ruh hastalıklarının beden hastalıklarından daha tehlikeli olduğunu çünkü karakteri etkilediğini savunmuştu.

eat breakfast like a king, lunch like a prince and dinner like a pauper

/it ˈbrɛkfəst laɪk ə kɪŋ, lʌntʃ laɪk ə prɪns ænd ˈdɪnər laɪk ə ˈpɔpər/

(idiom) sabah kahvaltısını kral gibi, öğle yemeğini prens gibi, akşam yemeğini ise fakir gibi yemek

Örnek:

To maintain your energy levels throughout the day, you should eat breakfast like a king, lunch like a prince and dinner like a pauper.
Gün boyu enerji seviyenizi korumak için sabah kahvaltısını kral gibi, öğle yemeğini prens gibi, akşam yemeğini ise fakir gibi yemelisin.

gluttony kills more than the sword

/ˈɡlʌt.ə.ni kɪlz mɔːr ðæn ðə sɔːrd/

(idiom) oburluk kılıçtan daha çok öldürür

Örnek:

You should watch your diet; remember that gluttony kills more than the sword.
Diyetine dikkat etmelisin; unutma ki oburluk kılıçtan daha çok öldürür.

the head and feet keep warm, the rest will take no harm

/ðə hɛd ænd fit kip wɔrm, ðə rɛst wɪl teɪk noʊ hɑrm/

(phrase) başını ve ayaklarını sıcak tut, gerisine bir şey olmaz

Örnek:

My grandmother always said, 'the head and feet keep warm, the rest will take no harm,' so put on your hat and boots.
Babaannem her zaman 'başını ve ayaklarını sıcak tut, gerisine bir şey olmaz' derdi, bu yüzden şapkanı ve botlarını giy.

one hour's sleep before midnight is worth two after

/wʌn ˈaʊərz sliːp bɪˈfɔːr ˈmɪdnaɪt ɪz wɜːrθ tuː ˈæftər/

(idiom) gece yarısından önceki bir saatlik uyku, sonrasındaki iki saate bedeldir

Örnek:

You should go to bed early; remember that one hour's sleep before midnight is worth two after.
Erken yatmalısın; unutma ki gece yarısından önceki bir saatlik uyku, sonrasındaki iki saate bedeldir.

one hand for yourself and one for the ship

/wʌn hænd fɔːr jʊərˈsɛlf ænd wʌn fɔːr ðə ʃɪp/

(idiom) bir elin kendin için, bir elin gemi için

Örnek:

When climbing the rigging, remember: one hand for yourself and one for the ship.
Armaya tırmanırken unutma: bir elin kendin için, bir elin gemi için.

laugh and grow fat

/læf ænd ɡroʊ fæt/

(idiom) gülmek sağlığa yararlıdır

Örnek:

Don't worry so much about the small things; remember, laugh and grow fat.
Küçük şeyler için bu kadar endişelenme; unutma, gülmek sağlığa yararlıdır.

laughter is the best medicine

/ˈlæf.tər ɪz ðə best ˈmed.ə.sən/

(idiom) gülmek en iyi ilaçtır

Örnek:

After a long week of stress, we just sat and joked around because laughter is the best medicine.
Stresli geçen uzun bir haftanın ardından sadece oturup şakalaştık çünkü gülmek en iyi ilaçtır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren