Avatar of Vocabulary Set Yoksulluk ve Finans Sorunları

İş ve Para İçinde Yoksulluk ve Finans Sorunları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İş ve Para' içinde 'Yoksulluk ve Finans Sorunları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

catch a cold

/kætʃ ə koʊld/

(phrase) üşütmek, nezle olmak

Örnek:

I think I'm going to catch a cold, I've been sneezing all morning.
Sanırım üşüteceğim, bütün sabah hapşırıyorum.

go to the wall

/ɡoʊ tu ðə wɔl/

(idiom) batmak, iflas etmek

Örnek:

Many small businesses go to the wall during a recession.
Birçok küçük işletme resesyon sırasında batıyor.

lose your shirt

/luːz jʊər ʃɜːrt/

(idiom) donuna kadar kaybetmek, her şeyini kaybetmek

Örnek:

He lost his shirt at the casino last night.
Dün gece kumarhanede donuna kadar kaybetti.

in the red

/ɪn ðə rɛd/

(idiom) zararda, borçlu, eksiye düşmüş

Örnek:

The company has been in the red for three consecutive quarters.
Şirket üç çeyrektir zararda.

be on your uppers

/bi ɑn jʊər ˈʌpərz/

(idiom) beş parasız olmak, meteliksiz olmak

Örnek:

After losing his job, he was really on his uppers.
İşini kaybettikten sonra gerçekten beş parasızdı.

live (from) hand to mouth

/lɪv frəm hænd tə maʊθ/

(idiom) kıt kanaat geçinmek, zar zor geçinmek

Örnek:

After losing his job, he had to live from hand to mouth.
İşini kaybettikten sonra kıt kanaat geçinmek zorunda kaldı.

be as poor as a church mouse

/bi æz pʊr æz ə tʃɜrtʃ maʊs/

(idiom) bir kilise faresi kadar fakir, çok fakir

Örnek:

After losing his job, he was as poor as a church mouse.
İşini kaybettikten sonra bir kilise faresi kadar fakirdi.

not have a bean

/nɑt hæv ə biːn/

(idiom) beş kuruşu olmamak, meteliksiz olmak

Örnek:

After losing his job, he literally didn't have a bean.
İşini kaybettikten sonra, kelimenin tam anlamıyla beş kuruşu yoktu.

on the road

/ɑn ðə roʊd/

(idiom) yolda, seyahatte, turnede

Örnek:

My job requires me to be on the road for weeks at a time.
İşim haftalarca yolda olmamı gerektiriyor.

the breadline

/ˈbrɛdˌlaɪn/

(noun) yoksulluk sınırı, geçim sınırı

Örnek:

Many families are living on the breadline due to rising costs.
Artan maliyetler nedeniyle birçok aile yoksulluk sınırında yaşıyor.

feel the pinch

/fiːl ðə pɪntʃ/

(idiom) maddi sıkıntı çekmek, kemer sıkmak

Örnek:

Many families are starting to feel the pinch due to rising inflation.
Artan enflasyon nedeniyle birçok aile maddi sıkıntı çekmeye başlıyor.

dry spell

/ˈdraɪ ˌspɛl/

(noun) kuraklık dönemi, kuraklık, başarısızlık dönemi

Örnek:

The region is experiencing a severe dry spell, leading to water shortages.
Bölge şiddetli bir kuraklık dönemi yaşıyor ve bu da su kıtlığına yol açıyor.

dirt poor

/dɜrt pʊr/

(adjective) züğürt, beş parasız

Örnek:

They were dirt poor, living in a small shack with no running water.
Züğürttüler, küçük bir barakada susuz yaşıyorlardı.

wipe the slate clean

/waɪp ðə sleɪt kliːn/

(idiom) geçmişi silmek, yeni bir sayfa açmak

Örnek:

After their argument, they decided to wipe the slate clean and move forward.
Tartışmalarından sonra, geçmişi silip ileriye bakmaya karar verdiler.

on a shoestring

/ɒn ə ˈʃuːstrɪŋ/

(idiom) kısıtlı bütçeyle, çok az parayla

Örnek:

They managed to travel across Europe on a shoestring.
Avrupa'yı kısıtlı bir bütçeyle gezmeyi başardılar.

flat broke

/flæt broʊk/

(idiom) beş parasız, meteliksiz

Örnek:

After losing his job, he was flat broke and couldn't pay his rent.
İşini kaybettikten sonra beş parasızdı ve kirasını ödeyemiyordu.

not have a pot to piss in

/nɑt hæv ə pɑt tu pɪs ɪn/

(idiom) beş kuruşu olmamak, çok fakir olmak

Örnek:

After losing everything, he didn't have a pot to piss in.
Her şeyini kaybettikten sonra, beş kuruşu bile kalmamıştı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren