Gerçek, Sırlar ve Yalanlar İçinde Blurt Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Gerçek, Sırlar ve Yalanlar' içinde 'Blurt' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /lɛt ðə kæt aʊt əv ðə bæɡ/
(idiom) sırrı ortaya çıkarmak, ağzından kaçırmak
Örnek:
We were planning a surprise party for him, but his sister let the cat out of the bag.
Onun için sürpriz bir parti planlıyorduk ama kız kardeşi sırrı ortaya çıkardı.
/spɪl ðə biːnz/
(idiom) sırrı dökmek, ağzından kaçırmak
Örnek:
Come on, spill the beans! What did you get for your birthday?
Hadi, sırrı dök! Doğum gününde ne aldın?
/bloʊ ˈsʌm.wʌnz ˈkʌv.ər/
(idiom) birinin kimliğini ifşa etmek, birinin sırrını açığa çıkarmak
Örnek:
The spy's partner accidentally blew his cover by calling him by his real name in public.
Casusun ortağı, onu halk içinde gerçek adıyla çağırarak yanlışlıkla kimliğini ifşa etti.
/kætʃ ˈsʌm.wʌn ˌredˈhæn.dɪd/
(idiom) suçüstü yakalamak, iş üstünde yakalamak
Örnek:
The police caught the thief red-handed as he was trying to break into the car.
Polis, arabaya girmeye çalışırken hırsızı suçüstü yakaladı.
/kʌm aʊt əv ðə ˈklɑːzɪt/
(idiom) açılmak, cinsel kimliğini açıklamak, ortaya çıkmak
Örnek:
After years of hiding, he finally decided to come out of the closet to his family.
Yıllarca saklandıktan sonra nihayet ailesine açılmaya karar verdi.
/ɡɪv ðə ɡeɪm əˈweɪ/
(idiom) oyunu bozmak, sırrı açığa vurmak
Örnek:
Don't give the game away by telling her about the surprise party.
Sürpriz partiyi ona söyleyerek oyunu bozma.
/lɪft ðə lɪd ɑn/
(idiom) ortaya çıkarmak, sır perdesini aralamak, ifşa etmek
Örnek:
The investigation aims to lift the lid on corruption within the department.
Soruşturma, departman içindeki yolsuzluğu ortaya çıkarmayı hedefliyor.
/spɪl ðə tiː/
(idiom) dedikoduyu dökmek, sırları açıklamak
Örnek:
Come on, spill the tea! What happened at the party last night?
Hadi, dedikoduyu dök! Dün gece partide ne oldu?
/siː ðə laɪt əv deɪ/
(idiom) gün yüzüne çıkmak, ortaya çıkmak
Örnek:
The new product will finally see the light of day next month.
Yeni ürün nihayet gelecek ay gün yüzüne çıkacak.
/kɔl ˈsʌm.wʌnz blʌf/
(idiom) blöfünü görmek, meydan okumak
Örnek:
She threatened to quit, but I decided to call her bluff and see if she would actually do it.
İstifa etmekle tehdit etti ama ben blöfünü görmek istedim ve gerçekten yapıp yapmayacağını merak ettim.