Karakter İçinde Gurur Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Karakter' içinde 'Gurur' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈsmɑːrt.æs/
(noun) ukala, bilmiş;
(adjective) ukala, bilmiş
Örnek:
Don't be such a smart-ass, just answer the question directly.
Bu kadar ukala olma, sadece soruyu doğrudan yanıtla.
/ˈtiː.tʃərz ˌpet/
(idiom) öğretmenin gözdesi, öğretmen yalakası
Örnek:
Everyone in class thought she was the teacher's pet because she always got special treatment.
Sınıftaki herkes onun öğretmenin gözdesi olduğunu düşünüyordu çünkü her zaman özel muamele görüyordu.
somebody’s bark is worse than their bite
/ˈsʌm.bə.diz bɑːrk ɪz wɜːrs ðæn ðer baɪt/
(idiom) havlaması ısırmasından daha kötüdür, göründüğü kadar kötü değildir
Örnek:
Don't worry about the boss, his bark is worse than his bite.
Patron için endişelenme, havlaması ısırmasından daha kötüdür.
/bi ɔl tɔk (ænd noʊ ˈækʃən)/
(idiom) sadece lafta kalmak, boş konuşmak
Örnek:
He promised to help me move, but he's all talk and no action.
Bana taşınmamda yardım edeceğini söz verdi ama sadece lafta kalıyor.
/ˈbæk.siːt ˌdraɪ.vər/
(noun) arka koltuk şoförü, gereksiz yere akıl veren, işe karışan
Örnek:
My mom is such a backseat driver, always telling me how to merge.
Annem tam bir arka koltuk şoförü, hep nasıl şerit değiştireceğimi söyler.
/hæv fiːt əv kleɪ/
(idiom) gizli kusurları olmak, zayıf noktaları olmak
Örnek:
The public was shocked to learn that their revered leader, who seemed so perfect, actually had feet of clay.
Halk, çok mükemmel görünen saygın liderlerinin aslında gizli kusurları olduğunu öğrenince şok oldu.
/tuːt jʊər oʊn hɔrn/
(idiom) kendi kendine övünmek, böbürlenmek
Örnek:
He's always tooting his own horn about how well he did on the project.
Projede ne kadar iyi iş çıkardığını hep kendi kendine övüyor.
/ˈwaɪz ˌɡaɪ/
(noun) ukala, bilmiş, komik adam
Örnek:
Don't be such a wise guy, just answer the question.
Bu kadar ukala olma, sadece soruyu cevapla.
/ˈɡʊd.i ˈtuː ˌʃuːz/
(idiom) örnek öğrenci, söz dinleyen
Örnek:
She's such a goody two shoes, always following the rules and never having any fun.
O tam bir örnek öğrenci, hep kurallara uyar ve hiç eğlenmez.
/ˈsmɑːrt ˈælɪk/
(noun) ukala, bilgiç
Örnek:
Don't be such a smart aleck, just answer the question directly.
Bu kadar ukala olma, soruyu doğrudan yanıtla.