Günlük yaşam İçinde İçki ve Sigara Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Günlük yaşam' içinde 'İçki ve Sigara' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /draʊn jʊər ˈsɑːroʊz/
(idiom) kederini unutmak için içmek, dertlerini içkiye boğmak
Örnek:
After losing his job, he went to the bar to drown his sorrows.
İşini kaybettikten sonra kederini unutmak için bara gitti.
/drʌŋk æz ə skʌŋk/
(idiom) leş gibi sarhoş, çok sarhoş
Örnek:
After the party, he was drunk as a skunk and could barely stand.
Partiden sonra leş gibi sarhoştu ve zar zor ayakta durabiliyordu.
/drʌŋk æz ə lɔrd/
(idiom) sarhoşun teki, zil zurna sarhoş
Örnek:
After the party, he was drunk as a lord and could barely stand.
Partiden sonra sarhoşun tekiydi ve zar zor ayakta durabiliyordu.
/drɪŋk laɪk ə fɪʃ/
(idiom) balık gibi içmek, çok içmek
Örnek:
He tends to drink like a fish at parties, which often leads to trouble.
Partilerde balık gibi içer, bu da genellikle sorunlara yol açar.
/ɡoʊ tə ˈsʌm.wʌnz hɛd/
(idiom) başına vurmak, havaya girmek
Örnek:
Don't let that small victory go to your head.
O küçük zaferin başına vurmasına izin verme.
/ɡɪv ˌsʌm.wʌn ə ˈbʌz/
(idiom) telefon etmek, aramak
Örnek:
I'll give you a buzz later to confirm the details.
Detayları onaylamak için sana daha sonra bir telefon ederim.
/wɛt jʊər ˈwɪsəl/
(idiom) boğazını ıslatmak, bir şeyler içmek
Örnek:
Let's stop at the pub and wet our whistles.
Hadi bara uğrayıp boğazımızı ıslatalım.
/ɑn ðə rɑks/
(idiom) çatırdıyor, tehlikede, zor durumda
Örnek:
Their marriage has been on the rocks for months.
Evlilikleri aylardır çatırdıyor.
/bi æz haɪ æz ə kaɪt/
(idiom) çok sarhoş, kafası güzel
Örnek:
After three bottles of wine, he was as high as a kite.
Üç şişe şaraptan sonra çok sarhoştu.
the hair of the dog (that bit you)
/ðə hɛr əv ðə dɔɡ (ðæt bɪt ju)/
(idiom) sabahçı kahvesi, akşamdan kalma ilacı
Örnek:
After a night of heavy drinking, he needed the hair of the dog to feel better.
Ağır bir içki gecesinden sonra, daha iyi hissetmek için sabahçı kahvesine ihtiyacı vardı.
/ˌdʌtʃ ˈkɝː.ɪdʒ/
(idiom) Hollanda cesareti, alkol cesareti
Örnek:
He finally asked her out after a few drinks, fueled by a bit of Dutch courage.
Birkaç içkiden sonra, biraz Hollanda cesaretiyle cesaretlenerek sonunda onu dışarı davet etti.
/ɑn ðə ˈwæɡən/
(idiom) alkol almayan, içkiyi bırakmış
Örnek:
After years of heavy drinking, he finally decided to go on the wagon.
Yıllarca süren aşırı alkol tüketiminden sonra nihayet alkolü bırakmaya karar verdi.
/hɪt ðə ˈbɑtəl/
(idiom) içkiye vurmak, çok içmek
Örnek:
After losing his job, he started to hit the bottle heavily.
İşini kaybettikten sonra ağır bir şekilde içkiye vurdu kendini.