Avatar of Vocabulary Set Ölüm

Tehlike İçinde Ölüm Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Tehlike' içinde 'Ölüm' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bite the dust

/baɪt ðə dʌst/

(idiom) can vermek, ölmek, bozulmak

Örnek:

Many soldiers bit the dust during the war.
Birçok asker savaş sırasında can verdi.

kick the bucket

/kɪk ðə ˈbʌkɪt/

(idiom) ölmek, nalları dikmek

Örnek:

My old dog finally kicked the bucket last night.
Yaşlı köpeğim dün gece nihayet nalları dikti.

be (as) dead as a dodo

/bi əz dɛd əz ə ˈdoʊdoʊ/

(idiom) dodo kadar ölü, tamamen modası geçmiş

Örnek:

That old technology is as dead as a dodo.
O eski teknoloji dodo kadar ölü.

(as) dead as a doornail

/əz dɛd əz ə ˈdɔrˌneɪl/

(idiom) tamamen hurdaya dönmüş, ölü gibi

Örnek:

The old car was as dead as a doornail after the accident.
Eski araba kazadan sonra tamamen hurdaya dönmüştü.

buy the farm

/baɪ ðə fɑːrm/

(idiom) ölmek, hayatını kaybetmek

Örnek:

After a long illness, the old dog finally bought the farm.
Uzun bir hastalıktan sonra yaşlı köpek sonunda öldü.

give up the ghost

/ɡɪv ʌp ðə ɡoʊst/

(idiom) ruhunu teslim etmek, ölmek, bozulmak

Örnek:

After a long illness, the old man finally gave up the ghost.
Uzun bir hastalıktan sonra yaşlı adam sonunda ruhunu teslim etti.

have one foot in the grave

/hæv wʌn fʊt ɪn ðə ɡreɪv/

(idiom) bir ayağı çukurda olmak, ölüme yakın olmak

Örnek:

My grandfather is 95 and seems to have one foot in the grave, but he's still sharp as a tack.
Dedem 95 yaşında ve bir ayağı çukurda gibi görünüyor ama hala çok zeki.

lay someone to rest

/leɪ ˈsʌm.wʌn tuː rɛst/

(idiom) birini defnetmek, birini ebedi istirahatine uğurlamak

Örnek:

The family decided to lay their grandmother to rest in her hometown.
Aile, büyükannelerini memleketinde defnetmeye karar verdi.

meet your Maker

/miːt jʊər ˈmeɪkər/

(idiom) ölmek, Yaratıcısıyla buluşmak

Örnek:

He almost met his Maker in that car accident.
O araba kazasında neredeyse Yaratıcısıyla buluşacaktı.

be done for

/bi dʌn fɔr/

(idiom) işi bitmek, mahvolmak

Örnek:

If the police find out, we'll be done for.
Eğer polis öğrenirse, işimiz biter.

at death's door

/æt dɛθs dɔr/

(idiom) ölüm döşeğinde, ölmek üzere

Örnek:

After the accident, he was at death's door for several days.
Kazadan sonra birkaç gün ölüm döşeğindeydi.

live on borrowed time

/lɪv ɑn ˈbɑr.oʊd taɪm/

(idiom) ödünç alınmış bir zamanda yaşamak, ekstra zamanda yaşamak

Örnek:

After the accident, he felt like he was living on borrowed time.
Kazadan sonra, ödünç alınmış bir zamanda yaşıyor gibi hissetti.

drop like flies

/drɑp laɪk flaɪz/

(idiom) sinek gibi dökülmek, büyük sayılarda ölmek

Örnek:

During the flu season, employees started to drop like flies.
Grip mevsiminde çalışanlar sinek gibi dökülmeye başladı.

cash in your chips

/kæʃ ɪn jʊər tʃɪps/

(idiom) fişlerini bozdurmak, emekli olmak, ölmek

Örnek:

He decided to cash in his chips and sell his stock before the market crashed.
Piyasa çökmeden önce fişlerini bozdurup hisselerini satmaya karar verdi.

pop your clogs

/pɑp jʊər klɑɡz/

(idiom) ölmek, vefat etmek

Örnek:

My old dog finally popped his clogs last week.
Yaşlı köpeğim geçen hafta sonunda öldü.

be pushing up (the) daisies

/bi ˈpʊʃɪŋ ʌp ðə ˈdeɪziz/

(idiom) toprağın altında olmak, ölmek

Örnek:

He joked that he'd be pushing up the daisies before he ever finished that project.
O projeyi bitirmeden önce toprağın altında olacağını şaka yollu söyledi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren