Avatar of Vocabulary Set Sürprizi ifade etmek

Davranış ve Yaklaşım İçinde Sürprizi ifade etmek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Davranış ve Yaklaşım' içinde 'Sürprizi ifade etmek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

wonders will never cease

/ˈwʌn.dərz wɪl ˈnɛv.ər siːs/

(idiom) mucizeler asla bitmez, şaşırtıcı şeyler

Örnek:

He actually cleaned his room for once. Well, wonders will never cease!
Bir kez olsun odasını temizledi. Vay canına, mucizeler asla bitmez!

a likely story

/ə ˈlaɪkli ˈstɔːri/

(idiom) pek inandırıcı değil, inanılmaz

Örnek:

He said he was working late, but that's a likely story.
Geç saatlere kadar çalıştığını söyledi ama bu pek inandırıcı değil.

it's a small world

/ɪts ə smɔl wɜrld/

(idiom) dünya küçük, ne kadar küçük bir dünya

Örnek:

I can't believe you know my cousin! It's a small world, isn't it?
Kuzenimi tanıdığına inanamıyorum! Dünya küçük, değil mi?

by gum!

/baɪ ɡʌm/

(exclamation) vay canına, aman Tanrım

Örnek:

By gum, that's a big fish!
Vay canına, ne büyük bir balık!

good grief!

/ɡʊd ɡriːf/

(exclamation) aman Tanrım, hay Allah

Örnek:

Good grief, look at the mess you've made!
Aman Tanrım, ne kadar da dağınıklık yapmışsın!

I'll be a monkey's uncle!

/aɪl bi ə ˈmʌŋ.kiz ˈʌŋ.kl̩/

(exclamation) ben de maymunun amcası olayım, vay canına

Örnek:

You won the lottery? Well, I'll be a monkey's uncle!
Piyangoyu mu kazandın? Vay canına, ben de maymunun amcası olayım!

my ass!

/maɪ æs/

(exclamation) nerdeee, saçmalık, asla

Örnek:

He said he'd help, my ass!
Yardım edeceğini söyledi, nerdeee!

my eye!

/maɪ aɪ/

(exclamation) hadi canım, yok artık, saçmalık

Örnek:

He said he's a millionaire. Millionaire, my eye!
Milyoner olduğunu söyledi. Milyoner, hadi canım!

my foot

/maɪ fʊt/

(exclamation) hadi canım, saçmalık

Örnek:

He said he's a genius. Genius, my foot!
Dahi olduğunu söyledi. Dahi mi, hadi canım!

you wish!

/ju wɪʃ/

(exclamation) keşke, rüyanda görürsün

Örnek:

“I bet I’ll win the lottery this week.” “You wish!”
“Bu hafta piyangoyu kazanacağım.” “Keşke!”

hell's bells

/ˌhelz ˈbelz/

(exclamation) allah kahretsin, hay allah

Örnek:

Hell's bells, I forgot my wallet!
Allah kahretsin, cüzdanımı unuttum!

be like a deer caught in the headlights

/bi laɪk ə dɪr kɔt ɪn ðə ˈhɛdˌlaɪts/

(idiom) farların önünde donakalmış bir geyik gibi, şok olup donakalmak

Örnek:

When the teacher asked him a question, he just stood there like a deer caught in the headlights.
Öğretmen ona bir soru sorduğunda, o sadece farların önünde donakalmış bir geyik gibi durdu.

for real

/fɔr riːl/

(idiom) gerçekten, cidden, sahiden

Örnek:

Are you for real? You actually won the lottery?
Gerçekten mi? Gerçekten piyangoyu kazandın mı?

holy cow

/ˈhoʊ.li kaʊ/

(exclamation) vay canına, aman Tanrım

Örnek:

Holy cow, I can't believe you actually won the lottery!
Vay canına, piyangoyu gerçekten kazandığına inanamıyorum!

holy shit

/ˈhoʊ.li ʃɪt/

(exclamation) vay canına, lanet olsun

Örnek:

Holy shit, did you see that car crash?
Vay canına, o araba kazasını gördün mü?

holy moly

/ˌhoʊ.li ˈmoʊ.li/

(exclamation) aman Tanrım, vay canına

Örnek:

Holy moly, that was a close call!
Aman Tanrım, kıl payı kurtulduk!

eyes are out on stalks

/aɪz ɑr aʊt ɑn stɔks/

(idiom) gözleri yuvalarından fırlamak, çok şaşırmak

Örnek:

When she saw the huge diamond ring, her eyes were out on stalks.
Devasa pırlanta yüzüğü görünce gözleri yuvalarından fırladı.

someone's jaw drops (open)

/ˈsʌm.wʌnz dʒɔː drɑps (ˈoʊ.pən)/

(idiom) ağzı açık kalmak, çok şaşırmak

Örnek:

When she announced her engagement, everyone's jaw dropped.
Nişanlandığını açıkladığında herkesin ağzı açık kaldı.

lo and behold

/loʊ ənd bɪˈhoʊld/

(exclamation) işte o an, ve bakın ki

Örnek:

We searched everywhere for the lost cat, and lo and behold, she was sleeping on the couch the whole time!
Kaybolan kediyi her yerde aradık ve işte o an, tüm bu süre boyunca kanepede uyuyordu!

good Lord

/ɡʊd lɔrd/

(exclamation) aman Tanrım, Allahım

Örnek:

Good Lord, I can't believe he actually said that!
Aman Tanrım, gerçekten bunu söylediğine inanamıyorum!

good gracious

/ɡʊd ˈɡreɪ.ʃəs/

(exclamation) aman Tanrım, hayret

Örnek:

Good gracious, I completely forgot about our appointment!
Aman Tanrım, randevumuzu tamamen unutmuşum!
Bu kelime setini Lingoland'da öğren