SAT'de Beşeri Bilimler ile ilgili kelime bilgisi İçinde Hukuk ve Yükümlülük Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'SAT'de Beşeri Bilimler ile ilgili kelime bilgisi' içinde 'Hukuk ve Yükümlülük' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) işlem, dava, tutanak
Örnek:
(noun) sağlama, tedarik, erzak;
(verb) erzak sağlamak, tedarik etmek
Örnek:
(noun) yeminli ifade, affidavit
Örnek:
(noun) ifade, tanıklık, kanıt
Örnek:
(noun) suçlama, itham
Örnek:
(noun) karar, hüküm;
(adjective) hüküm süren, yöneten
Örnek:
(noun) ağır suç, büyük suç
Örnek:
(noun) şartlı tahliye, parol;
(verb) şartlı tahliye etmek, parol vermek
Örnek:
(noun) ceza, para cezası, dezavantaj
Örnek:
(noun) iftira, karalama;
(verb) iftira atmak, karalamak
Örnek:
(noun) karşı dava, karşı iddia;
(verb) karşı dava açmak, karşı iddiada bulunmak
Örnek:
(noun) mütevelli, vasi
Örnek:
(noun) suçlu, fail, ihlal eden
Örnek:
(noun) karar, hüküm, görüş
Örnek:
(noun) beraat, aklanma
Örnek:
(noun) cezaevi, hapishane
Örnek:
(noun) ıslah evi, gençlik cezaevi;
(adjective) ıslah edici, düzeltici
Örnek:
(adjective) yasal, kanuni
Örnek:
(adjective) yargısal, adli, hakemlik
Örnek:
(adjective) belirsiz, saptanamayan
Örnek:
(verb) suçlamak, itham etmek
Örnek:
(verb) sürmek, kovmak, ortadan kaldırmak
Örnek:
(noun) sürgün, gurbet, gurbetçi;
(verb) sürgün etmek, kovmak
Örnek:
(noun) haydut, kanun kaçağı, firari;
(verb) yasaklamak, kanun dışı ilan etmek, men etmek
Örnek:
(verb) yetkilendirmek, izin vermek
Örnek:
(verb) çıkarmak, yürürlüğe koymak, canlandırmak
Örnek:
(verb) mahkum etmek, suçlu bulmak;
(noun) mahkum, hükümlü
Örnek:
(verb) uygulamak, gerçekleştirmek, idam etmek
Örnek:
(verb) kovuşturmak, dava açmak, yürütmek
Örnek:
(verb) hakemlik etmek, arabuluculuk yapmak, karar vermek
Örnek:
(noun) gizlilik sözleşmesi, ifşa etmeme sözleşmesi
Örnek:
(noun) gizlilik, sır
Örnek:
(noun) yükümlülük, görev, mecburiyet
Örnek:
(noun) ihlal, tecavüz, çiğneme
Örnek:
(noun) ihlal, suç
Örnek:
(adjective) dokunulmaz, bozulamaz
Örnek:
(adjective) muaf, istisna;
(verb) muaf tutmak, istisna etmek
Örnek:
(verb) işlemek, yapmak, bağlanmak
Örnek:
(verb) emanet etmek, görevlendirmek, teslim etmek
Örnek:
(noun) söz, taahhüt, rehin;
(verb) söz vermek, taahhüt etmek, rehin vermek
Örnek:
(noun) iftira, karalama;
(verb) iftira atmak, karalamak
Örnek: