Zengin ve Başarılı İçinde Avantajlar ve Faydalar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Zengin ve Başarılı' içinde 'Avantajlar ve Faydalar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenall is grist that comes to the mill
/ɔːl ɪz ɡrɪst ðæt kʌmz tuː ðə mɪl/
(idiom) her şey işine yarar, her şeyden bir pay çıkarır
Örnek:
She writes about her failed relationships; for a novelist, all is grist that comes to the mill.
Başarısız ilişkileri hakkında yazıyor; bir romancı için her şey işine yarar.
all is fish that comes to the net
/ɔːl ɪz fɪʃ ðæt kʌmz tuː ðə net/
(idiom) ele geçen her şey kazançtır, her şey işe yarar
Örnek:
He takes every small job he can find; for him, all is fish that comes to the net.
Bulabildiği her küçük işi alıyor; onun için ele geçen her şey kazançtır.
everyone speaks well of the bridge which carries him over
/ˈɛvriˌwʌn spiks wɛl ʌv ðə brɪdʒ wɪtʃ ˈkæriz hɪm ˈoʊvər/
(idiom) insan kendisine faydası dokunan şeyi övmeli
Örnek:
I know you didn't like that old car, but everyone speaks well of the bridge which carries him over; it never broke down when you needed it.
O eski arabayı sevmediğini biliyorum ama insan kendisine faydası dokunan şeyi övmeli; ihtiyacın olduğunda seni hiç yarı yolda bırakmadı.
/ɡɪv ənd teɪk ɪz fer pleɪ/
(idiom) karşılıklı özveri adaletin gereğidir, al gülüm ver gülüm
Örnek:
I'll help you with the dishes if you cook dinner; give and take is fair play.
Akşam yemeğini yaparsan bulaşıklara yardım ederim; karşılıklı özveri adaletin gereğidir.
/tu ðə ˈvɪktər ɡoʊ ðə spɔɪlz/
(idiom) ganimet galibindir
Örnek:
He won the election and appointed his friends to top positions; after all, to the victor go the spoils.
Seçimi kazandı ve arkadaşlarını üst düzey görevlere atadı; ne de olsa ganimet galibindir.
/ə fɛr ɪksˈtʃeɪndʒ ɪz noʊ ˈrɑːbəri/
(idiom) adil bir takas hırsızlık değildir
Örnek:
I'll give you my sandwich for your apple; a fair exchange is no robbery.
Sandviçimi senin elmanla değiştireceğim; adil bir takas hırsızlık değildir.
let every man praise the bridge he goes over
/lɛt ˈɛvri mæn preɪz ðə brɪdʒ hi ɡoʊz ˈoʊvər/
(idiom) insan geçtiği köprüyü övmeli, ekmek yediği kaba pislememek
Örnek:
I know the old car is noisy, but let every man praise the bridge he goes over; it has never broken down on me.
Eski arabanın gürültülü olduğunu biliyorum ama insan kendisine hizmet edeni övmeli; beni hiç yarı yolda bırakmadı.