Sosyal etkileşim İçinde Çatışma ve Uyum Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sosyal etkileşim' içinde 'Çatışma ve Uyum' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenbirds in their little nests agree
/bɜːrdz ɪn ðɛr ˈlɪtəl nɛsts əˈɡriː/
(idiom) küçük yuvalarındaki kuşlar iyi geçinirler
Örnek:
Stop fighting over the toys, children; remember, birds in their little nests agree.
Oyuncaklar için kavga etmeyi bırakın çocuklar; unutmayın, küçük yuvalarındaki kuşlar iyi geçinirler.
hawks will not pick out hawks' eyes
/hɔks wɪl nɑt pɪk aʊt hɔks aɪz/
(idiom) it iti ısırmaz, karga karganın gözünü oymaz
Örnek:
I thought the rival gang leaders would fight, but hawks will not pick out hawks' eyes.
Rakip çete liderlerinin savaşacağını sanmıştım ama it iti ısırmaz.
/meɪk lʌv nɑːt wɔːr/
(idiom) savaşma seviş
Örnek:
The protesters carried signs that read, 'Make love, not war.'
Protestocular 'Savaşma seviş' yazılı pankartlar taşıyorlardı.
a lean agreement is far better than a fat lawsuit
/ə lin əˈɡrimənt ɪz fɑr ˈbɛtər ðæn ə fæt ˈlɔˌsut/
(idiom) zayıf bir uzlaşma semiz bir davadan iyidir
Örnek:
I know you want more money, but a lean agreement is far better than a fat lawsuit.
Daha fazla para istediğini biliyorum ama zayıf bir uzlaşma, semiz bir davadan çok daha iyidir.
it takes two to make a bargain rolling
/ɪt teɪks tuː tuː meɪk ə ˈbɑːr.ɡɪn/
(idiom) bir elin nesi var iki elin sesi var, anlaşma için iki taraf gerekir
Örnek:
He blames her for the divorce, but it takes two to make a bargain.
Boşanma için onu suçluyor ama bir elin nesi var iki elin sesi var.
it takes two to make a quarrel
/ɪt teɪks tuː tuː meɪk ə ˈkwɔːrəl/
(idiom) kavga için iki kişi gerekir
Örnek:
She blamed him for the fight, but it takes two to make a quarrel.
Kavga için onu suçladı ama kavga için iki kişi gerekir.
the quarrel of lovers is the renewal of love
/ðə ˈkwɔːrəl əv ˈlʌvərz ɪz ðə rɪˈnuːəl əv lʌv/
(idiom) aşıkların atışması aşkın tazelenmesidir
Örnek:
They had a small argument this morning, but as they say, the quarrel of lovers is the renewal of love.
Bu sabah küçük bir tartışma yaşadılar ama derler ya, aşıkların atışması aşkın tazelenmesidir.
truth is the first casualty of war
/truːθ ɪz ðə fɜːrst ˈkæʒuəlti əv wɔːr/
(idiom) savaşın ilk kurbanı gerçektir
Örnek:
With so much propaganda on both sides, it's clear that truth is the first casualty of war.
Her iki tarafta da bu kadar çok propaganda varken, savaşın ilk kurbanının gerçek olduğu açık.