Durum ve Statü İçinde Değişim ve Dönüşüm Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Durum ve Statü' içinde 'Değişim ve Dönüşüm' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenthere is nothing new under the sun
/ðɛr ɪz ˈnʌθɪŋ nu ˈʌndər ðə sʌn/
(idiom) güneşin altında yeni bir şey yok
Örnek:
People think this technology is revolutionary, but there is nothing new under the sun.
İnsanlar bu teknolojinin devrimsel olduğunu düşünüyor ama güneşin altında yeni bir şey yok.
/ə nuː bruːm swiːps kliːn/
(idiom) yeni süpürge iyi süpürür
Örnek:
The new manager has fired half the staff; a new broom sweeps clean.
Yeni müdür personelin yarısını işten çıkardı; yeni süpürge iyi süpürür.
/ˈev.ri eɪdʒ hæz ɪts bʊk/
(idiom) her çağın kendi kitabı vardır
Örnek:
Just as the Renaissance had its great works, modern digital culture proves that every age has its book.
Rönesans'ın büyük eserleri olduğu gibi, modern dijital kültür de her çağın kendi kitabı olduğunu kanıtlıyor.
from the sweetest wine, the tartest vinegar
/frʌm ðə ˈswitəst waɪn, ðə ˈtɑrtəst ˈvɪnɪɡər/
(idiom) en tatlı şaraptan en keskin sirke olur
Örnek:
Their friendship ended in a bitter legal battle; truly, from the sweetest wine, the tartest vinegar.
Dostlukları acı bir hukuk savaşıyla bitti; gerçekten de en tatlı şaraptan en keskin sirke olur.
there are no birds in last year's nest
/ðɛr ɑːr noʊ bɜːrdz ɪn læst jɪrz nɛst/
(idiom) geçmişe mazi derler, köprünün altından çok sular aktı
Örnek:
He keeps trying to win back his ex-wife, but there are no birds in last year's nest.
Eski karısını geri kazanmaya çalışıyor ama geçmişe mazi derler.
times change, and we change with time
/taɪmz tʃeɪndʒ, ænd wi tʃeɪndʒ wɪð taɪm/
(idiom) zaman değişir, biz de zamanla değişiriz
Örnek:
My grandfather used to be very strict, but now he is much more relaxed; as they say, times change, and we change with time.
Büyükbabam eskiden çok sertti ama şimdi çok daha rahat; derler ya, zaman değişir, biz de zamanla değişiriz.
/vəˈraɪ.ə.t̬i ɪz ðə spaɪs əv laɪf/
(idiom) çeşitlilik hayatın tuzu biberidir
Örnek:
I decided to try a new hobby every month because variety is the spice of life.
Her ay yeni bir hobi denemeye karar verdim çünkü çeşitlilik hayatın tuzu biberidir.
you cannot put new wine in old bottles
/ju ˈkæn.ɑːt pʊt nuː waɪn ɪn oʊld ˈbɑː.təlz/
(idiom) eski kaba yeni şarap koymak
Örnek:
Trying to implement modern software on this ancient hardware is useless; you cannot put new wine in old bottles.
Bu eski donanıma modern yazılım yüklemeye çalışmak faydasız; eski kaba yeni şarap konmaz.
/ˈɛvri floʊ mʌst hæv ɪts ɛb/
(idiom) her çıkışın bir inişi vardır
Örnek:
The company was highly profitable for years, but every flow must have its ebb, and now they are facing losses.
Şirket yıllarca çok kârlıydı ama her çıkışın bir inişi vardır ve şimdi zararla karşı karşıyalar.