Avatar of Vocabulary Set Toplum

Toplum, Hukuk ve Siyaset İçinde Toplum Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Toplum, Hukuk ve Siyaset' içinde 'Toplum' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

make common cause with

/meɪk ˌkɑː.mən ˈkɑːz wɪθ/

(idiom) ortak dava gütmek, işbirliği yapmak

Örnek:

The two rival factions decided to make common cause with each other against the invading army.
İki rakip grup, işgalci orduya karşı birbirleriyle ortak dava gütmeye karar verdi.

in a body

/ɪn ə ˈbɑː.di/

(idiom) hep birlikte, topluca

Örnek:

The students decided to protest in a body.
Öğrenciler hep birlikte protesto etmeye karar verdiler.

there's safety in numbers

/ðɛrz ˈseɪfti ɪn ˈnʌmbərz/

(idiom) sayıca çok olmak güvenlidir, birlikten kuvvet doğar

Örnek:

I was scared to go alone, but then I remembered there's safety in numbers.
Yalnız gitmekten korkuyordum ama sonra sayıca çok olmanın güvenli olduğunu hatırladım.

go with the tide

/ɡoʊ wɪθ ðə taɪd/

(idiom) akışına bırakmak, akıntıya uymak

Örnek:

It's often easier to just go with the tide than to fight against everyone.
Herkesle savaşmaktansa sadece akışına bırakmak genellikle daha kolaydır.

red-light district

/ˈrɛdˌlaɪt ˈdɪstrɪkt/

(noun) kırmızı ışık bölgesi, genelev bölgesi

Örnek:

The old port area used to be a notorious red-light district.
Eski liman bölgesi kötü şöhretli bir kırmızı ışık bölgesiydi.

brain drain

/ˈbreɪn dreɪn/

(noun) beyin göçü, nitelikli insan gücü kaybı

Örnek:

The country is suffering from a severe brain drain as many young professionals seek opportunities abroad.
Birçok genç profesyonelin yurt dışında fırsat araması nedeniyle ülke ciddi bir beyin göçü yaşıyor.

glass ceiling

/ˈɡlæs ˈsiːlɪŋ/

(idiom) cam tavan

Örnek:

Many women still face a glass ceiling in corporate leadership.
Birçok kadın kurumsal liderlikte hala bir cam tavanla karşılaşıyor.

come out of the closet

/kʌm aʊt əv ðə ˈklɑːzɪt/

(idiom) açılmak, cinsel kimliğini açıklamak, ortaya çıkmak

Örnek:

After years of hiding, he finally decided to come out of the closet to his family.
Yıllarca saklandıktan sonra nihayet ailesine açılmaya karar verdi.

jump on the bandwagon

/dʒʌmp ɑn ðə ˈbændˌwæɡən/

(idiom) akıma katılmak, modaya uymak, trende katılmak

Örnek:

Many companies are jumping on the bandwagon of eco-friendly products to attract more customers.
Birçok şirket daha fazla müşteri çekmek için çevre dostu ürünler akımına katılıyor.

go to the polls

/ɡoʊ tu ðə poʊlz/

(idiom) sandık başına gitmek, oy kullanmak

Örnek:

Citizens will go to the polls next Tuesday to elect a new mayor.
Vatandaşlar gelecek Salı günü yeni bir belediye başkanı seçmek için sandık başına gidecek.

a sign of the times

/ə saɪn əv ðə taɪmz/

(idiom) çağın bir işareti, mevcut durumun bir göstergesi

Örnek:

The rise of remote work is a sign of the times.
Uzaktan çalışmanın yükselişi çağın bir işaretidir.

with one voice

/wɪθ wʌn vɔɪs/

(idiom) tek sesle, oybirliğiyle

Örnek:

The committee spoke with one voice against the proposal.
Komite teklife tek sesle karşı çıktı.

grass roots

/ˈɡræs ruːts/

(noun) taban, temel;

(adjective) taban, halktan

Örnek:

The movement gained support at the grass roots level.
Hareket taban düzeyinde destek kazandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren