Edebiyat İçinde Anlatıbilim Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Edebiyat' içinde 'Anlatıbilim' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) batos, yücelikten bayağılığa ani düşüş
Örnek:
(noun) doruk noktası, zirve, klimaks;
(verb) doruk noktasına ulaşmak, zirveye çıkmak
Örnek:
(noun) icat, düzenek, hile
Örnek:
(noun) sonuç, çözüm
Örnek:
(noun) deus ex machina, makineden tanrı
Örnek:
(noun) süsleme, bezeme, güzelleştirme
Örnek:
(noun) son, bitiş, ek
Örnek:
(noun) isim babası, eponim
Örnek:
(noun) mekan, ortam, ayarlama
Örnek:
(noun) gerilim, merak uyandıran son
Örnek:
(noun) öncül, varsayım, tesis;
(verb) dayandırmak, temel almak
Örnek:
(noun) tema, konu, melodi;
(verb) temalandırmak, tema vermek
Örnek:
(noun) sanatsal özgürlük, şiirsel lisans
Örnek:
(noun) devam filmi, devam, sonuç
Örnek:
(noun) spoiler, rüzgarlık, keyif kaçıran
Örnek:
(noun) yay, kavis, elektrik arkı;
(verb) yay çizmek, kavis yapmak
Örnek:
(noun) konu, hikaye örgüsü
Örnek:
(noun) bilinç akışı
Örnek:
(noun) yan olay örgüsü, ikincil olay örgüsü
Örnek:
(adjective) kılıç ustası, maceraperest, cesur
Örnek:
(noun) özet, sinopsis
Örnek:
(noun) klişe, motif, mecaz
Örnek:
(noun) vinyet, kısa tasvir, küçük sahne;
(verb) vinyetlemek, kenarları karartmak
Örnek:
(noun) yazma engeli, yazar tıkanıklığı
Örnek:
(noun) dolgu, dolgu malzemesi, doldurma
Örnek:
(noun) geri dönüş, anımsama, geçmişe dönüş sahnesi
Örnek:
(phrasal verb) yok etmek, ortadan kaldırmak, bitirmek
Örnek:
(noun) uzun ve sıkıcı bölüm, gereksiz uzatma
Örnek:
(noun) aşk üçgeni
Örnek:
(noun) MacGuffin, konu tetikleyicisi
Örnek:
(verb) mitolojikleştirmek, efsaneleştirmek
Örnek:
(verb) anlatmak, nakletmek
Örnek:
(noun) anlatım, hikaye etme, seslendirme
Örnek:
(noun) anlatı, hikaye, söylem;
(adjective) anlatısal, hikayesel
Örnek:
(noun) adım, tempo, hız;
(verb) dolaşmak, adımlamak, adımlayarak ölçmek
Örnek:
(verb) kişileştirmek, somutlaştırmak
Örnek:
(noun) komplo, entrika, konu;
(verb) komplo kurmak, planlamak, çizmek
Örnek:
(noun) konu hatası, mantık hatası
Örnek:
(noun) itiraz, bahane;
(verb) tartışmak, itiraz etmek
Örnek:
(idiom) yanıltmaca, dikkat dağıtıcı şey
Örnek:
(phrase) olayın ortasından, konunun ortasından
Örnek:
(noun) ilahi adalet, hak yerini buldu
Örnek:
(noun) çatışma, anlaşmazlık, uyuşmazlık;
(verb) çelişmek, çatışmak, uyuşmamak
Örnek:
(noun) diyalog, konuşma, müzakere;
(verb) diyalog kurmak, tartışmak
Örnek: