Karar İçinde Karar Verme 5 Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Karar' içinde 'Karar Verme 5' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(adjective) yeter sayıya ulaşmış, toplantı yeter sayısı olan
Örnek:
(noun) yeter sayı, toplantı yeter sayısı
Örnek:
(noun) demiryolu, tren yolu, demiryolu sistemi;
(verb) dayatmak, zorlamak
Örnek:
(verb) yeniden gözden geçirmek, tekrar düşünmek
Örnek:
(noun) yeniden değerlendirme, tekrar düşünme
Örnek:
(noun) karar, azmetme, çözüm
Örnek:
(verb) çözmek, halletmek, karar vermek;
(noun) kararlılık, azim
Örnek:
(verb) geri çekilmek, ricat etmek;
(noun) geri çekilme, inziva yeri
Örnek:
(verb) geri gitmek, tersine çevirmek, iptal etmek;
(noun) ters, karşıt, geri;
(adjective) ters, geri
Örnek:
(phrasal verb) geri adım atmak, vazgeçmek
Örnek:
(noun) lastik damga, mühür, onay makinesi;
(verb) lastik damga ile onaylamak, düşünmeden onaylamak
Örnek:
(noun) kural, yönetmelik, yönetim;
(verb) yönetmek, hükmetmek, hakim olmak
Örnek:
(noun) karar, hüküm;
(adjective) hüküm süren, yöneten
Örnek:
(verb) söylemek, demek, anlamına gelmek;
(noun) söz hakkı, fikir
Örnek:
(phrasal verb) karar vermek, seçmek, razı olmak
Örnek:
(phrasal verb) üzerine düşünmek, bir gece beklemek
Örnek:
(idiom) seçim yapmakta zorlanmak, çok fazla seçeneği olmak
Örnek:
(adjective) düz, doğru, dürüst;
(adverb) dosdoğru, doğrudan, doğru bir şekilde;
(noun) düzlük, düz kısım
Örnek:
(phrase) risk almak, şansını denemek
Örnek:
(phrasal verb) göz önünde bulundurmak, hesaba katmak
Örnek:
take something into consideration
(phrase) dikkate almak, göz önünde bulundurmak
Örnek:
take something under advisement
(idiom) değerlendirmek, göz önünde bulundurmak
Örnek:
(noun) tat, lezzet, zevki;
(verb) tatmak, denemek, tadında olmak
Örnek:
(phrase) işte bu kadar, bitti gitti
Örnek:
(phrasal verb) düşünmek, üzerinde düşünmek
Örnek:
(idiom) iki kez düşünmek, iyice düşünmek
Örnek:
(noun) belli değil, başabaş, eşit şans
Örnek:
(noun) çetin ceviz, zor soru, kabadayı
Örnek:
(adjective) oybirliğiyle, tek sesli
Örnek:
(adjective) kararsız, belirsiz, çözülmemiş
Örnek:
(verb) savunmak, desteklemek, sürdürmek
Örnek:
(noun) karar, hüküm, görüş
Örnek:
(preposition) karşı, versus, yerine
Örnek:
(noun) veto, veto hakkı;
(verb) veto etmek, reddetmek
Örnek:
(noun) irade, istek
Örnek:
(noun) oy, oylama;
(verb) oy kullanmak, seçmek
Örnek:
(verb) tereddüt etmek, sarsılmak, bocalama
Örnek:
(noun) kararsız, tereddüt eden
Örnek:
(verb) tartmak, ağırlığında olmak, değerlendirmek
Örnek:
(idiom) iş ciddiye binince, gerçekten önemli olunca
Örnek:
(conjunction) ıp ıpmadığı, olsun
Örnek: