Toplum, Hukuk ve Siyaset İçinde Adalet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Toplum, Hukuk ve Siyaset' içinde 'Adalet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈdʒʌs.tɪs ɪz blaɪnd/
(idiom) adalet kördür
Örnek:
The judge reminded the jury that justice is blind and they must focus only on the evidence.
Hakim, jüriye adaletin kör olduğunu ve sadece kanıtlara odaklanmaları gerektiğini hatırlattı.
/ˌfɝːst ˈkʌm ˌfɝːst ˈsɝːvd/
(idiom) ilk gelen alır
Örnek:
Tickets are available on a first come, first served basis.
Biletler ilk gelen alır esasına göre temin edilebilir.
the mills of Gods grind slowly, but they grind exceedingly small
/ðə mɪlz əv ɡɑːdz ɡraɪnd ˈsloʊli bət ðeɪ ɡraɪnd ɪkˈsiːdɪŋli smɔːl/
(idiom) İlahi adalet geç de olsa tecelli eder, Allah'ın sopası yok ki vursun
Örnek:
The corrupt official thought he had escaped, but the mills of Gods grind slowly, but they grind exceedingly small.
Yolsuzluk yapan memur kaçtığını sandı ama İlahi adalet geç de olsa tecelli eder.
no one should be judge in his own cause
/noʊ wʌn ʃʊd bi dʒʌdʒ ɪn hɪz oʊn kɔːz/
(idiom) hiç kimse kendi davasının yargıcı olmamalıdır
Örnek:
The CEO cannot lead the internal investigation because no one should be judge in his own cause.
CEO iç soruşturmayı yürütemez çünkü hiç kimse kendi davasının yargıcı olmamalıdır.
what goes around, comes back around
/wʌt ɡoʊz əˈraʊnd kʌmz bæk əˈraʊnd/
(idiom) ne ekersen onu biçersin, çalma elin kapısını, çalarlar kapını
Örnek:
He was always mean to his colleagues, and now he's being treated the same way; what goes around, comes back around.
Meslektaşlarına her zaman kaba davranırdı, şimdi ise kendisine aynı şekilde davranılıyor; ne ekersen onu biçersin.
what is good for the goose is good for the gander
/wʌt ɪz ɡʊd fɔːr ðə ɡuːs ɪz ɡʊd fɔːr ðə ˈɡæn.dɚ/
(idiom) biri için geçerli olan diğeri için de geçerlidir
Örnek:
If he can take a long lunch break, so can I; what is good for the goose is good for the gander.
Eğer o uzun bir öğle yemeği molası verebiliyorsa ben de verebilirim; biri için geçerli olan diğeri için de geçerlidir.
when thieves fall out, honest men come by their own
/wɛn θivz fɔl aʊt, ˈɑnəst mɛn kʌm baɪ ðɛr oʊn/
(idiom) hırsızlar kavga edince dürüstler kazançlı çıkar
Örnek:
The two corrupt officials started accusing each other in court; when thieves fall out, honest men come by their own.
İki yolsuz memur mahkemede birbirlerini suçlamaya başladı; hırsızlar kavga edince dürüstler kazançlı çıkar.