Sosyal etkileşim İçinde Rekabet ve Rekabet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sosyal etkileşim' içinde 'Rekabet ve Rekabet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈdaɪ.mənd kʌts ˈdaɪ.mənd/
(idiom) elmas elması keser
Örnek:
When the two master chess players met, it was a case of diamond cuts diamond.
İki satranç ustası karşılaştığında, bu bir elmas elması keser durumuydu.
great trees keep down the little ones
/ɡreɪt triːz kiːp daʊn ðə ˈlɪt.əl wʌnz/
(idiom) büyük ağaçlar küçüklerin büyümesine izin vermez
Örnek:
In that industry, the major corporations dominate everything; as they say, great trees keep down the little ones.
O sektörde büyük şirketler her şeye hakim; dedikleri gibi, büyük ağaçlar küçüklerin büyümesine izin vermez.
/ɔːl mɛn ˈkænɒt biː fɜːrst/
(idiom) herkes birinci olamaz
Örnek:
I know you're disappointed about the promotion, but all men cannot be first.
Terfi alamadığın için hayal kırıklığına uğradığını biliyorum ama herkes birinci olamaz.
when two men ride together, one must ride behind
/wɛn tu mɛn raɪd təˈɡɛðər, wʌn mʌst raɪd bɪˈhaɪnd/
(idiom) iki kişi bir ata binerse biri arkada oturmalıdır
Örnek:
They both wanted to be CEO, but when two men ride together, one must ride behind.
İkisi de CEO olmak istiyordu ama iki kişi bir ata binerse biri arkada oturmalıdır.
there may be blue and better blue
/ðɛr meɪ bi blu ænd ˈbɛtər blu/
(idiom) iyinin iyisi vardır, daha iyisi her zaman mümkündür
Örnek:
You think this is the best solution, but remember, there may be blue and better blue.
Bunun en iyi çözüm olduğunu düşünüyorsun ama unutma, iyinin iyisi vardır.
when Greek meets Greek, then comes the tug of war
/wen ɡriːk miːts ɡriːk, ðen kʌmz ðə tʌɡ əv wɔːr/
(idiom) iki dişli rakip karşılaşınca büyük bir mücadele başlar
Örnek:
The negotiations were intense; when Greek meets Greek, then comes the tug of war.
Müzakereler çok yoğundu; iki dişli rakip karşılaşınca büyük bir mücadele başlar.
/ðɛr ɪz noʊ ˈlɪtəl ˈɛnəmi/
(idiom) küçük düşman yoktur
Örnek:
You should prepare thoroughly for the match; remember, there is no little enemy.
Maç için iyice hazırlanmalısın; unutma, küçük düşman yoktur.