Karakter İçinde Tür Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Karakter' içinde 'Tür' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əz ˈrɛɡjələr əz ˈklɑːkˌwɜːrk/
(idiom) saat gibi, düzenli olarak
Örnek:
The bus arrives as regular as clockwork every morning.
Otobüs her sabah saat gibi gelir.
/bi ˈɔl ˈswit.nəs ənd laɪt/
(idiom) tamamen tatlı ve sevecen olmak, çok hoş ve nazik olmak
Örnek:
She tried to be all sweetness and light, but I could tell she was upset.
Tamamen tatlı ve sevecen olmaya çalıştı ama üzgün olduğunu anlayabiliyordum.
somebody’s heart is in the right place
/ˈsʌm.bə.diz hɑːrt ɪz ɪn ðə raɪt pleɪs/
(idiom) kalbi doğru yerde olmak, iyi niyetli olmak
Örnek:
She might be a bit clumsy, but her heart is in the right place.
Biraz sakar olabilir ama kalbi doğru yerde.
/nɑt hɜrt ə flaɪ/
(idiom) sinek bile incitmez, zararsız
Örnek:
Despite his tough appearance, he wouldn't hurt a fly.
Sert görünüşüne rağmen, o bir sinek bile incitmez.
hide your light under a bushel
/haɪd jʊər laɪt ˈʌndər ə ˈbʊʃəl/
(idiom) yeteneklerini gizlemek, kendini göstermemek
Örnek:
Don't hide your light under a bushel; share your amazing artwork with the world!
Yeteneklerini gizleme; harika sanat eserlerini dünyayla paylaş!
/ə ɡʊd səˈmær.ɪ.tən/
(idiom) iyi Samiriyeli, yardımsever kişi
Örnek:
A good Samaritan stopped to help the stranded motorist change a flat tire.
Bir iyi Samiriyeli, yolda kalan sürücüye patlak lastiği değiştirmesi için yardım etmek üzere durdu.
/ə ɡʊd eɡ/
(idiom) iyi insan, hoş insan
Örnek:
He's a good egg, always willing to help out.
O iyi bir insan, her zaman yardıma hazır.
/daʊn tu ɜrθ/
(idiom) ayakları yere basan, gerçekçi, pratik
Örnek:
Despite his fame, he's very down to earth and approachable.
Şöhretine rağmen çok ayakları yere basan ve ulaşılabilir biri.
/bi æz pjʊr æz ðə ˈdrɪvən snoʊ/
(idiom) kar gibi saf, tertemiz
Örnek:
She claims to be as pure as the driven snow, but I've heard stories.
Kar gibi saf olduğunu iddia ediyor ama ben hikayeler duydum.
/əz ɡʊd əz ɡoʊld/
(idiom) altın gibi uslu, çok iyi huylu
Örnek:
The children were as good as gold during the long car journey.
Çocuklar uzun araba yolculuğu boyunca altın gibi uslu durdular.
/ˈdaɪ.mənd ɪn ðə rʌf/
(idiom) işlenmemiş elmas, gizli yetenek
Örnek:
The young artist was a true diamond in the rough, needing only guidance to shine.
Genç sanatçı gerçek bir işlenmemiş elmastı, parlamak için sadece rehberliğe ihtiyacı vardı.
/ə mæn əv fjuː wɜːrdz/
(idiom) az konuşan adam, sessiz kişi
Örnek:
My grandfather was a man of few words, but when he spoke, everyone listened.
Dedem az konuşan bir adamdı ama konuştuğunda herkes dinlerdi.
/ˈʃrɪŋ.kɪŋ ˈvaɪə.lət/
(idiom) utangaç menekşe, çok utangaç kişi
Örnek:
Don't expect him to speak up; he's a real shrinking violet.
Konuşmasını bekleme; o gerçek bir utangaç menekşe.
/æz naɪs æz paɪ/
(idiom) çok tatlı, çok hoş
Örnek:
She can be as nice as pie when she wants something.
Bir şey istediğinde çok tatlı olabilir.