Avatar of Vocabulary Set Anlamak

Bilgi ve Anlayış İçinde Anlamak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Bilgi ve Anlayış' içinde 'Anlamak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

know a hawk from a handsaw

/noʊ ə hɔk frəm ə ˈhændˌsɔ/

(idiom) şahini testereden ayırmak, sağduyulu olmak

Örnek:

He may seem a bit eccentric, but he certainly knows a hawk from a handsaw.
Biraz eksantrik görünebilir ama kesinlikle şahini testereden ayırır.

an open book

/ən ˈoʊpən bʊk/

(idiom) açık bir kitap

Örnek:

She's always been an open book; you never have to guess what she's thinking.
O her zaman açık bir kitap olmuştur; ne düşündüğünü asla tahmin etmek zorunda kalmazsın.

read somebody like a book

/riːd ˈsʌm.bə.di laɪk ə bʊk/

(idiom) birini kitap gibi okumak, birini çok iyi anlamak

Örnek:

She knows me so well; she can read me like a book.
Beni o kadar iyi tanıyor ki, beni kitap gibi okuyabilir.

read between the lines

/riːd bɪˈtwiːn ðə laɪnz/

(idiom) satır aralarını okumak, gizli anlamı anlamak

Örnek:

You have to read between the lines to understand what she really means.
Gerçekten ne demek istediğini anlamak için satır aralarını okumalısın.

drum something into somebody’s head

/drʌm ˈsʌmθɪŋ ˈɪntu ˈsʌmbədiz hɛd/

(idiom) bir şeyi birinin kafasına sokmak, bir şeyi tekrar tekrar öğretmek

Örnek:

My parents always tried to drum into my head the importance of hard work.
Ailem her zaman çalışmanın önemini kafama sokmaya çalıştı.

be quick off the mark

/bi kwɪk ɔf ðə mɑrk/

(idiom) hızlı davranmak, çabuk anlamak

Örnek:

She was quick off the mark to answer the difficult question.
Zor soruya cevap vermekte hızlı davrandı.

in words of one syllable

/ɪn wɜrdz əv wʌn ˈsɪl.ə.bəl/

(idiom) tek heceli kelimelerle, açıkça

Örnek:

Can you explain it to me in words of one syllable?
Bana tek heceli kelimelerle açıklayabilir misin?

the scales fall from someone's eyes

/ðə skeɪlz fɔːl frəm ˈsʌm.wʌnz aɪz/

(idiom) gözündeki perde kalkmak, gerçeği anlamak

Örnek:

After years of believing his lies, the scales fell from her eyes when she saw the evidence.
Yıllarca onun yalanlarına inandıktan sonra, kanıtları görünce gözündeki perde kalktı.

light bulb moment

/laɪt bʌlb ˈmoʊ.mənt/

(idiom) ampul anı, aydınlanma anı, jeton düşmesi

Örnek:

After struggling with the math problem for hours, I had a sudden light bulb moment and knew how to solve it.
Matematik problemiyle saatlerce uğraştıktan sonra aniden bir ampul anı yaşadım ve nasıl çözeceğimi anladım.

shed light on

/ʃɛd laɪt ɑn/

(idiom) ışık tutmak, açıklamak

Örnek:

The new evidence helped to shed light on the mysterious disappearance.
Yeni kanıtlar, gizemli kayboluşa ışık tutmaya yardımcı oldu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren