Zor İçinde Zor görev Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Zor' içinde 'Zor görev' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /æt ə pʊʃ/
(idiom) ancak zorlarsam, en fazla, zar zor
Örnek:
I can finish the report by tomorrow, at a push.
Raporu yarına kadar bitirebilirim, ancak zorlarsam.
/baɪt ðə ˈbʊlɪt/
(idiom) dişini sıkmak, katlanmak, göğüs germek
Örnek:
I had to bite the bullet and work extra hours to finish the project on time.
Projeyi zamanında bitirmek için dişimi sıkıp fazla mesai yapmak zorunda kaldım.
/ə ˈbɪtər pɪl (tu ˈswɑloʊ)/
(idiom) acı bir hap, acı gerçek
Örnek:
Losing the championship was a bitter pill to swallow for the team.
Şampiyonluğu kaybetmek takım için acı bir hap oldu.
/ˈiːziər sɛd ðæn dʌn/
(idiom) söylemesi kolay, yapması zor
Örnek:
Losing weight is easier said than done.
Kilo vermek söylemesi kolay, yapması zor.
/ə faɪn ˈkɛtəl əv fɪʃ/
(idiom) tam bir felaket, zor bir durum
Örnek:
If the car breaks down now, that would be a fine kettle of fish.
Eğer araba şimdi bozulursa, bu tam bir felaket olur.
/ə hɑrd nʌt tu kræk/
(idiom) çetin ceviz, zorlu bir mesele
Örnek:
This math problem is really a hard nut to crack.
Bu matematik problemi gerçekten çözülmesi zor bir mesele.
have your work cut out (for you)
/hæv jʊər wɜrk kʌt aʊt (fɔr ju)/
(idiom) işi zor olmak, zorlu bir görevi olmak
Örnek:
If you want to finish this project by Friday, you'll have your work cut out for you.
Bu projeyi Cuma'ya kadar bitirmek istiyorsan, işin zor olacak.
/ɡɛt blʌd frəm ə stoʊn/
(idiom) taştan kan çıkarmak, imkansızı denemek
Örnek:
Trying to make him pay back the loan is like trying to get blood from a stone.
Ona borcunu ödetmeye çalışmak, taştan kan çıkarmaya benzer.
/teɪk sʌm ˈbiːtɪŋ/
(idiom) üstüne çıkmak zor olmak, geçilmesi zor olmak
Örnek:
That performance will take some beating.
Bu performansın üstüne çıkmak zor olacak.
/tɔl ˈɔr.dər/
(idiom) zor iş, güç bir talep
Örnek:
Finishing this project by tomorrow is a tall order.
Bu projeyi yarına kadar bitirmek zor bir iş.
/bi noʊ ˈpɪk.nɪk/
(idiom) hiç de kolay olmamak, zor olmak
Örnek:
Raising three children on a single income is no picnic.
Tek gelirle üç çocuk büyütmek hiç de kolay değil.