Kalite tanımı İçinde Karşılaştırmak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kalite tanımı' içinde 'Karşılaştırmak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ə kʌt əˈbʌv ˈsʌmˌwʌn/ˈsʌmˌθɪŋ/
(idiom) bir tık üstün, daha iyi
Örnek:
Her performance was a cut above the rest.
Performansı diğerlerinden bir tık üstündü.
/hɛd ænd ˈʃoʊldərz əˈbʌv/
(idiom) çok daha iyi, üstün
Örnek:
Her performance was head and shoulders above the rest of the cast.
Performansı, diğer oyuncuların çok üzerindeydi.
/ə faɪn laɪn/
(idiom) ince bir çizgi, hassas bir ayrım
Örnek:
There's a fine line between confidence and arrogance.
Özgüven ile kibir arasında ince bir çizgi vardır.
/bi kʌt frʌm ðə seɪm klɔθ/
(idiom) aynı kumaştan kesilmiş olmak, aynı kafada olmak
Örnek:
Both brothers are ambitious and hardworking; they are clearly cut from the same cloth.
İki kardeş de hırslı ve çalışkan; açıkça aynı kumaştan kesilmişler.
/bi ɪn ðə ˈʃædoʊ əv/
(idiom) gölgesinde kalmak, daha az başarılı olmak
Örnek:
He always felt like he was in the shadow of his older, more successful brother.
Her zaman daha başarılı olan ağabeyinin gölgesinde kaldığını hissetti.
/ˈfɑl.oʊ ɪn ˈsʌm.wʌnz ˈfʊt.steps/
(idiom) birinin izinden gitmek, birinin yolunu takip etmek
Örnek:
She decided to follow in her mother's footsteps and become a doctor.
Annesinin izinden giderek doktor olmaya karar verdi.
/ˈfɑloʊ suːt/
(idiom) aynısını yapmak, örnek almak
Örnek:
When one company lowered its prices, others had to follow suit to remain competitive.
Bir şirket fiyatlarını düşürdüğünde, diğerleri de rekabetçi kalmak için aynısını yapmak zorunda kaldı.
take a leaf out of someone's book
/teɪk ə liːf aʊt əv ˈsʌm.wʌnz bʊk/
(idiom) birinin kitabından bir yaprak almak, birini örnek almak
Örnek:
You should take a leaf out of your sister's book and study harder.
Ablanın kitabından bir yaprak almalı ve daha çok çalışmalısın.
/bi nɑt ə pætʃ ɑn/
(idiom) yanına bile yaklaşamaz, hiçbir şekilde kıyaslanamaz
Örnek:
Her new car is not a patch on her old one.
Yeni arabası eski arabasının yanına bile yaklaşamaz.
in the same league (as someone/something)
/ɪn ðə seɪm liɡ (æz ˈsʌmˌwʌn/ˈsʌmˌθɪŋ)/
(idiom) aynı ligde, aynı seviyede
Örnek:
Her new novel is not in the same league as her previous bestsellers.
Yeni romanı, önceki çok satan kitaplarıyla aynı ligde değil.
/bi aʊt əv ˈsʌm.wʌnz liːɡ/
(idiom) birinin liginin dışında olmak, birine göre fazla iyi olmak
Örnek:
She's so beautiful, I feel like she's completely out of my league.
O kadar güzel ki, tamamen benim ligimin dışında olduğunu hissediyorum.
/laɪt jɪrz əˈweɪ/
(idiom) ışık yılları uzakta, çok uzak
Örnek:
Their technology is light years away from ours.
Teknolojileri bizimkinden ışık yılları uzakta.