Avatar of Vocabulary Set Kontrol altında

Karar ve Kontrol İçinde Kontrol altında Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Karar ve Kontrol' içinde 'Kontrol altında' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

get your act together

/ɡɛt jʊər ækt təˈɡɛðər/

(idiom) kendini toparlamak, işleri yoluna koymak, düzenli olmak

Örnek:

You need to get your act together if you want to pass this exam.
Bu sınavı geçmek istiyorsan kendini toparlamalısın.

pull yourself together

/pʊl jərˈsɛlf təˈɡɛðər/

(idiom) kendine gelmek, toparlanmak

Örnek:

Come on, pull yourself together! We need to focus on finding a solution.
Hadi, kendine gel! Bir çözüm bulmaya odaklanmalıyız.

get your shit together

/ɡɛt jʊər ʃɪt təˈɡɛðər/

(idiom) kendini toparlamak, işlerini yoluna koymak

Örnek:

You need to get your shit together if you want to pass this exam.
Bu sınavı geçmek istiyorsan kendini toparlamalısın.

bite your tongue

/baɪt jʊər tʌŋ/

(idiom) dilini ısırmak, susmak

Örnek:

I had to bite my tongue to keep from telling him what I really thought.
Gerçekten ne düşündüğümü söylememek için dilimi ısırmak zorunda kaldım.

get your ducks in a row

/ɡɛt jʊər dʌks ɪn ə roʊ/

(idiom) işlerini yoluna koymak, hazırlık yapmak

Örnek:

Before we launch the new product, we need to get our ducks in a row.
Yeni ürünü piyasaya sürmeden önce işlerimizi yoluna koymalıyız.

button your lip

/ˈbʌt.ən jʊər lɪp/

(idiom) çenesini kapatmak, susmak

Örnek:

The teacher told the noisy students to button their lip.
Öğretmen gürültülü öğrencilere çenelerini kapatmalarını söyledi.

in hand

/ɪn hænd/

(idiom) devam eden, kontrol altında, elinde

Örnek:

We have several projects in hand at the moment.
Şu anda birkaç projemiz devam ediyor.

get something out of your system

/ɡɛt ˈsʌmθɪŋ aʊt əv jʊər ˈsɪstəm/

(idiom) içinden atmak, içini dökmek

Örnek:

I had to scream and shout to get it out of my system.
İçimdekileri atmak için bağırmam ve çağırmam gerekti.

keep a lid on

/kiːp ə lɪd ɑn/

(idiom) örtbas etmek, kontrol altında tutmak, kısıtlamak

Örnek:

The company tried to keep a lid on the scandal.
Şirket skandalı örtbas etmeye çalıştı.

clean up your act

/kliːn ʌp jʊər ækt/

(idiom) davranışlarını düzeltmek, uslanmak, yola gelmek

Örnek:

If you don't clean up your act, you'll lose your job.
Eğer davranışlarını düzeltmezsen, işini kaybedersin.

keep a straight face

/kiːp ə streɪt feɪs/

(idiom) ciddi kalmak, gülmemek

Örnek:

It was hard to keep a straight face when he told that ridiculous joke.
O saçma şakayı anlattığında ciddi kalmak zordu.

pour oil on troubled waters

/pɔr ɔɪl ɑn ˈtrʌb.əld ˈwɑ.tərz/

(idiom) ortamı yatıştırmak, gerginliği azaltmak

Örnek:

She always tries to pour oil on troubled waters during family arguments.
Aile kavgaları sırasında her zaman ortamı yatıştırmaya çalışır.

take something in your stride

/teɪk ˈsʌmθɪŋ ɪn jʊər straɪd/

(idiom) bir şeyi sakinlikle karşılamak, bir zorluğu kolayca aşmak

Örnek:

She's very good at her job and seems to take everything in her stride.
İşinde çok iyi ve her şeyi sakinlikle karşılıyor gibi görünüyor.

keep something in proportion

/kiːp ˈsʌmθɪŋ ɪn prəˈpɔːrʃən/

(idiom) olayları abartmamak, doğru değerlendirmek

Örnek:

It's important to keep things in proportion and not let small problems overwhelm you.
Olayları abartmamak ve küçük sorunların sizi bunaltmasına izin vermemek önemlidir.

collect your thoughts

/kəˈlɛkt jʊər θɔts/

(idiom) düşüncelerini toparlamak, sakinleşip düşünmek

Örnek:

Give me a moment to collect my thoughts before I answer.
Cevap vermeden önce düşüncelerimi toparlamama izin ver.

mind over matter

/ˈmaɪnd ˈoʊvər ˈmætər/

(idiom) zihin gücü, irade gücü

Örnek:

She used mind over matter to finish the marathon despite her injury.
Sakatlığına rağmen maratonu bitirmek için zihin gücünü kullandı.

get a grip (on yourself)

/ɡɛt ə ɡrɪp (ɒn jʊərˈsɛlf)/

(idiom) kendine gelmek, duygularını kontrol etmek

Örnek:

Come on, get a grip on yourself! There's no need to cry.
Hadi, kendine gel! Ağlamana gerek yok.

keep your head

/kiːp jʊər hɛd/

(idiom) sakin kalmak, soğukkanlılığını korumak

Örnek:

It's important to keep your head during a crisis.
Kriz anında sakin kalmak önemlidir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren