Avatar of Vocabulary Set Materyalizm

Zengin ve Başarılı İçinde Materyalizm Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Zengin ve Başarılı' içinde 'Materyalizm' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

he that hath a full purse never wanted a friend

/hi ðæt hæθ ə fʊl pɜrs ˈnɛvər ˈwɔntɪd ə frɛnd/

(idiom) kesesi dolu olanın dostu eksik olmaz

Örnek:

Ever since he won the lottery, he's been surrounded by new 'best friends'; as they say, he that hath a full purse never wanted a friend.
Piyangoyu kazandığından beri etrafı yeni 'en iyi arkadaşlarla' çevrili; dedikleri gibi, kesesi dolu olanın dostu eksik olmaz.

a great dowry is a bed full of brambles

/ə ɡreɪt ˈdaʊ.ri ɪz ə bed fʊl əv ˈbræm.bəlz/

(idiom) büyük bir çeyiz dikenli bir yataktır

Örnek:

He married for money, but soon realized that a great dowry is a bed full of brambles.
Para için evlendi ama kısa süre sonra büyük bir çeyizin dikenlerle dolu bir yatak olduğunu anladı.

no man loves his fetters, be they made of gold

/noʊ mæn lʌvz hɪz ˈfɛtərz, bi ðeɪ meɪd ʌv ɡoʊld/

(idiom) altından da olsa kimse prangalarını sevmez

Örnek:

He has a high-paying job but no free time; truly, no man loves his fetters, be they made of gold.
Yüksek maaşlı bir işi var ama hiç boş vakti yok; gerçekten de altından da olsa kimse prangalarını sevmez.

you can't take it with you when you die

/juː kænt teɪk ɪt wɪð juː wen juː daɪ/

(idiom) dünya malı dünyada kalır, kefenin cebi yok

Örnek:

He decided to spend his savings on a world trip, reasoning that you can't take it with you when you die.
Dünya malı dünyada kalır diyerek birikimlerini dünya turuna harcamaya karar verdi.

the best things in life are free

/ðə bɛst θɪŋz ɪn laɪf ɑːr friː/

(idiom) hayattaki en güzel şeyler bedavadır

Örnek:

We spent the whole day hiking and watching the sunset; truly, the best things in life are free.
Bütün günü yürüyüş yaparak ve gün batımını izleyerek geçirdik; gerçekten, hayattaki en güzel şeyler bedavadır.

man does not live by bread alone

/mæn dʌz nɑt lɪv baɪ brɛd əˈloʊn/

(idiom) insan yalnız ekmekle yaşamaz

Örnek:

He realized that a high salary wasn't enough to make him happy, for man does not live by bread alone.
Yüksek bir maaşın kendisini mutlu etmeye yetmediğini anladı, çünkü insan yalnız ekmekle yaşamaz.

a moneyless man goes fast through the market

/ə ˈmʌni.ləs mæn ɡoʊz fæst θruː ðə ˈmɑːrkɪt/

(idiom) parası olmayan adam pazardan hızlı geçer

Örnek:

I didn't buy anything because I forgot my wallet; as they say, a moneyless man goes fast through the market.
Cüzdanımı unuttuğum için hiçbir şey almadım; derler ya, parası olmayan adam pazardan hızlı geçer.

money can't buy happiness

/ˈmʌn.i kænt baɪ ˈhæp.i.nəs/

(idiom) para mutluluk getirmez, para mutluluğu satın alamaz

Örnek:

He has millions in the bank but is deeply lonely; it just goes to show that money can't buy happiness.
Bankada milyonları var ama çok yalnız; bu da paranın mutluluğu satın alamayacağını gösteriyor.

the things you own end up owning you

/ðə θɪŋz ju oʊn ɛnd ʌp ˈoʊnɪŋ ju/

(phrase) sahip olduğun şeyler sonunda sana sahip olur

Örnek:

He decided to sell his luxury car because he realized that the things you own end up owning you.
Lüks arabasını satmaya karar verdi çünkü sahip olduğun şeylerin sonunda sana sahip olduğunu fark etti.

money is not everything

/ˈmʌn.i ɪz nɑːt ˈev.ri.θɪŋ/

(idiom) para her şey değildir

Örnek:

He is very rich but lonely, which just goes to show that money is not everything.
Çok zengin ama yalnız, bu da paranın her şey olmadığını gösteriyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren