Avatar of Vocabulary Set Gizli

Gerçek, Sırlar ve Yalanlar İçinde Gizli Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Gerçek, Sırlar ve Yalanlar' içinde 'Gizli' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

fly on the wall

/flaɪ ɑn ðə wɔl/

(idiom) duvardaki sinek, fark edilmeyen gözlemci

Örnek:

I'd love to be a fly on the wall during their secret meeting.
Gizli toplantıları sırasında duvardaki bir sinek olmak isterdim.

pull the strings

/pʊl ðə strɪŋz/

(idiom) ipleri çekmek, kontrol etmek

Örnek:

It's clear that someone powerful is pulling the strings behind the scenes.
Perde arkasında güçlü birinin ipleri çektiği açık.

under-the-radar

/ˈʌndər ðə ˈreɪdɑːr/

(adjective) radarın altında, fark edilmeyen, gizli

Örnek:

The small, independent film was an under-the-radar hit.
Küçük, bağımsız film radarın altında bir hit oldu.

behind closed doors

/bɪˈhaɪnd kloʊzd dɔrz/

(idiom) kapalı kapılar ardında, gizlice

Örnek:

The negotiations were held behind closed doors.
Müzakereler kapalı kapılar ardında yapıldı.

behind the scenes

/bɪˈhaɪnd ðə siːnz/

(idiom) sahne arkasında, gizlice

Örnek:

A lot of hard work goes on behind the scenes to make a movie successful.
Bir filmin başarılı olması için sahne arkasında çok çaba harcanır.

be in cahoots with

/bi ɪn kəˈhuːts wɪð/

(idiom) işbirliği içinde olmak, gizlice anlaşmak

Örnek:

The police suspect the manager might be in cahoots with the thieves.
Polis, müdürün hırsızlarla işbirliği içinde olabileceğini düşünüyor.

have designs on

/hæv dɪˈzaɪnz ɑn/

(idiom) göz dikmek, niyetlenmek

Örnek:

He seems to have designs on the promotion, even though he just started.
Yeni başlamış olmasına rağmen terfiye göz dikmiş gibi görünüyor.

laugh up your sleeve

/læf ʌp jʊər sliːv/

(idiom) içinden gülmek, gizlice gülmek

Örnek:

She tried to keep a straight face, but I could tell she was laughing up her sleeve.
Ciddi durmaya çalıştı ama içinden güldüğünü anlayabiliyordum.

like a thief in the night

/laɪk ə θiːf ɪn ðə naɪt/

(idiom) gece hırsızı gibi, ansızın

Örnek:

He left like a thief in the night, owing everyone money.
Herkese borçlu olarak gece hırsızı gibi kaçtı.

in league with

/ɪn liɡ wɪð/

(idiom) işbirliği içinde olmak, ittifak kurmak

Örnek:

The rumors say he was in league with the competition.
Söylentilere göre rakiplerle işbirliği içindeydi.

on the sly

/ɑn ðə slaɪ/

(idiom) gizlice, çaktırmadan, el altından

Örnek:

He was eating cookies on the sly when his mom wasn't looking.
Annesi bakmazken gizlice kurabiye yiyordu.

through the back door

/θruː ðə bæk dɔːr/

(idiom) arka kapıdan, gayri resmi yollarla

Örnek:

He tried to get the job through the back door by using his connections.
İşini bağlantılarını kullanarak arka kapıdan halletmeye çalıştı.

dog whistle

/ˈdɔːɡ ˌwɪs.əl/

(noun) köpek düdüğü, gizli mesaj, örtülü anlam

Örnek:

He used a dog whistle to get his pet's attention.
Evcil hayvanının dikkatini çekmek için bir köpek düdüğü kullandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren