İlişki İçinde Romantik ilişki Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'İlişki' içinde 'Romantik ilişki' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /pleɪ hɑːrd tə ɡɛt/
(idiom) naz yapmak, ağır satmak
Örnek:
She always plays hard to get, but I know she likes me.
O her zaman naz yapıyor ama beni sevdiğini biliyorum.
/meɪk ðə fɜrst muːv/
(idiom) ilk adımı atmak, inisyatif almak
Örnek:
Someone has to make the first move if we want to get this project started.
Bu projeyi başlatmak istiyorsak birinin ilk adımı atması gerekiyor.
/θroʊ jərˈself æt ˈsʌmˌwʌn/
(idiom) kendini birine atmak, açıkça cinsel ilgi göstermek
Örnek:
She was practically throwing herself at him all night.
Bütün gece resmen kendini ona atıyordu.
/meɪk ə muːv ɑn/
(idiom) yürümek, flört etmek
Örnek:
He tried to make a move on her at the party.
Partide ona yürümeye çalıştı.
/wɪn ˈsʌmˌbɑːdiz hɑːrt/
(idiom) birinin kalbini kazanmak, birinin sevgisini kazanmak
Örnek:
He tried everything to win her heart, from flowers to romantic dinners.
Çiçeklerden romantik akşam yemeklerine kadar kalbini kazanmak için her şeyi denedi.
/ɡɪv ˈsʌmˌwʌn ðə ɡlæd aɪ/
(idiom) cilveli bakışlar atmak, göz süzmek
Örnek:
He kept giving her the glad eye across the room.
Odanın karşısından ona sürekli cilveli bakışlar atıyordu.
/swiːp ˈsʌm.bə.di ɒf ðer fiːt/
(idiom) birini kendine aşık etmek, birinin ayaklarını yerden kesmek
Örnek:
He tried to sweep her off her feet with flowers and romantic dinners.
Çiçekler ve romantik akşam yemekleriyle onu ayaklarını yerden kesmeye çalıştı.
/tʃɑːrm ðə pænts ɔːf ˈsʌm.wʌn/
(idiom) birini büyülemek, birini etkilemek
Örnek:
He could charm the pants off anyone with his witty stories.
Esprili hikayeleriyle herkesi büyüleyebilirdi.
/hæv dɪˈzaɪnz ɑn/
(idiom) göz dikmek, niyetlenmek
Örnek:
He seems to have designs on the promotion, even though he just started.
Yeni başlamış olmasına rağmen terfiye göz dikmiş gibi görünüyor.
/hæv ðə hɑts fɔr/
(idiom) tutulmak, hoşlanmak
Örnek:
I think he has the hots for his new colleague.
Sanırım yeni iş arkadaşına tutulmuş.