Davranış ve Yaklaşım İçinde Yanıt veya Talep Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Davranış ve Yaklaşım' içinde 'Yanıt veya Talep' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ɡɛt ə laɪf/
(idiom) kendine bir hayat kur, boş işleri bırak
Örnek:
Instead of complaining about everything, why don't you get a life?
Her şeyden şikayet etmek yerine, neden kendine bir hayat kurmuyorsun?
/pʊt ə sɑk ɪn ɪt/
(idiom) sus, kes sesini
Örnek:
Oh, put a sock in it, will you? I'm trying to concentrate.
Ah, sus artık, olur mu? Konsantre olmaya çalışıyorum.
/biːt ɪt/
(exclamation) git başımdan, defol
Örnek:
I'm busy, so beat it!
Meşgulüm, o yüzden git başımdan!
/breɪk ə leɡ/
(idiom) başarılar, iyi şanslar
Örnek:
Before the play, the director told the actors to break a leg.
Oyun öncesi yönetmen oyunculara başarılar diledi.
/kʌm ɔf ɪt/
(idiom) bırak Allah aşkına, hadi canım
Örnek:
Oh, come off it, you don't really believe that, do you?
Hadi bırak Allah aşkına, gerçekten inanmıyorsun buna, değil mi?
/kʌt ðə kræp/
(idiom) saçmalamayı kes, lafı dolandırma
Örnek:
Just cut the crap and tell me what you want.
Sadece saçmalamayı kes ve ne istediğini söyle.
/ɡɪv ɪt ə rɛst/
(idiom) yeter artık, bırak artık, kes şunu
Örnek:
Oh, give it a rest! I've heard that story a hundred times.
Ah, yeter artık! O hikayeyi yüz kere duydum.
/ɡɪv mi ə breɪk/
(exclamation) biraz rahat bırak beni, yeter artık, hadi canım
Örnek:
Oh, give me a break! I've been working all day.
Ah, biraz rahat bırak beni! Bütün gün çalıştım.
/ɡoʊ tu ðə ˈdɛvəl/
(idiom) cehenneme gitmek, defol gitmek
Örnek:
I told him to go to the devil after he insulted me.
Bana hakaret ettikten sonra ona cehenneme gitmesini söyledim.
/noʊ ju doʊnt/
(phrase) hayır, yapmayacaksın, hayır, yapamazsın
Örnek:
I'm going to eat all the cookies! — No you don't!
Tüm kurabiyeleri yiyeceğim! — Hayır, yemeyeceksin!
/riːd maɪ lɪps/
(idiom) dudaklarımdan oku, beni iyi anla
Örnek:
I am not buying you a new toy. Now, read my lips: NO.
Sana yeni bir oyuncak almayacağım. Şimdi, dudaklarımdan oku: HAYIR.
/spɪt ɪt aʊt/
(idiom) söyle artık, patlat
Örnek:
Come on, spit it out! What's the big secret?
Hadi, söyle artık! Büyük sır ne?
/teɪk ə haɪk/
(idiom) defol git, çek git
Örnek:
When he started complaining, I told him to take a hike.
Şikayet etmeye başlayınca ona defol git dedim.
/teɪk ə wɔːk/
(phrase) yürüyüş yapmak, gezintiye çıkmak, defolmak
Örnek:
Let's take a walk in the park.
Parkta yürüyüş yapalım.
/teɪk ɪt ˈiː.zi/
(idiom) rahatlamak, sakin olmak, kendine iyi bak
Örnek:
After a long week, I just want to take it easy this weekend.
Uzun bir haftadan sonra bu hafta sonu sadece rahatlamak istiyorum.