Avatar of Vocabulary Set Küçük Miktar / Küçük Hacim

Miktar / Hacim İçinde Küçük Miktar / Küçük Hacim Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Miktar / Hacim' içinde 'Küçük Miktar / Küçük Hacim' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

a drop in the bucket

/ə drɑp ɪn ðə ˈbʌkɪt/

(idiom) devede kulak, çok az

Örnek:

Our donation was just a drop in the bucket compared to the millions needed for the project.
Bağışımız, proje için gereken milyonlara kıyasla sadece devede kulaktı.

bits and pieces

/bɪts ənd ˈpiːsɪz/

(idiom) parça parça, ufak tefek şeyler, kırıntılar

Örnek:

I've only managed to get a few bits and pieces of information about the project.
Proje hakkında sadece birkaç parça bilgi edinebildim.

in dribs and drabs

/ɪn drɪbz ænd dræbz/

(idiom) parça parça, damla damla, aralıklı olarak

Örnek:

The donations came in dribs and drabs, making it hard to reach the target.
Bağışlar parça parça geldiği için hedefe ulaşmak zorlaştı.

goose egg

/ˈɡuːs ˌeɡ/

(noun) sıfır, hiçbir şey, şişlik

Örnek:

Our team got a goose egg in the first inning.
Takımımız ilk vuruşta sıfır çekti.

fresh out of

/frɛʃ aʊt əv/

(idiom) yeni bitmiş, tükenmiş, yeni mezun

Örnek:

I'm fresh out of ideas for dinner tonight.
Bu akşam yemeği için fikirlerim tükendi.

go easy on

/ɡoʊ ˈiːzi ɑn/

(phrasal verb) nazik davranmak, hoşgörülü olmak, azaltmak

Örnek:

Please go easy on him; it's his first day.
Lütfen ona karşı nazik ol; ilk günü.

jot or tittle

/ˈdʒɑt ɔr ˈtɪtəl/

(idiom) zerre kadar, en ufak bir şey

Örnek:

He didn't change a jot or tittle of the original document.
Orijinal belgenin zerresini bile değiştirmedi.

make a dent in

/meɪk ə dɛnt ɪn/

(idiom) ilerleme kaydetmek, azaltmak

Örnek:

We've been working all day, but we've barely made a dent in the pile of paperwork.
Bütün gün çalıştık ama evrak yığınında zar zor bir ilerleme kaydettik.

a needle in a haystack

/ə ˈniːdl ɪn ə ˈheɪstæk/

(idiom) samanlıkta iğne aramak, bulunması çok zor bir şey

Örnek:

Finding my old childhood toy in this attic full of junk is like looking for a needle in a haystack.
Bu çöp dolu çatı katında eski çocukluk oyuncağımı bulmak, samanlıkta iğne aramak gibi.

odds and ends

/ɑːdz ənd ɛndz/

(idiom) ıvır zıvır, artıklar, çeşitli şeyler

Örnek:

I need to clear out all these odds and ends from my desk.
Masamdaki tüm bu ıvır zıvırları temizlemem gerekiyor.

thin on the ground

/θɪn ɑn ðə ɡraʊnd/

(idiom) çok az, nadir

Örnek:

Good mechanics are thin on the ground these days.
İyi tamirciler bu günlerde çok az.

be down to

/bi daʊn tu/

(phrasal verb) sayesinde, nedeniyle, sana kalmış

Örnek:

The success of the project was down to hard work and dedication.
Projenin başarısı sıkı çalışma ve özveri sayesindeydi.

for (the) want of

/fɔr ðə wɑnt əv/

(idiom) eksikliğinden dolayı, yokluğundan dolayı

Örnek:

The plan failed for want of proper funding.
Plan, yeterli finansman eksikliği nedeniyle başarısız oldu.

take a tumble

/teɪk ə ˈtʌm.bəl/

(idiom) düşmek, yuvarlanmak, düşüş yaşamak

Örnek:

The child was running too fast and took a tumble on the pavement.
Çocuk çok hızlı koşuyordu ve kaldırımda düştü.

a hair's breadth

/ə ˈherz bredθ/

(idiom) kıl payı, bir saç teli kadar

Örnek:

He escaped the accident by a hair's breadth.
Kazadan kıl payı kurtuldu.

in small doses

/ɪn smɔl ˈdoʊ.sɪz/

(idiom) küçük dozlarda, parça parça

Örnek:

I can only handle his humor in small doses.
Onun mizahını sadece küçük dozlarda kaldırabiliyorum.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren