B2 Seviyesi İçinde B2 - Kendimizi İfade Edelim! Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'B2 Seviyesi' içinde 'B2 - Kendimizi İfade Edelim!' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) rakam, sayı, fizik;
(verb) düşünmek, tahmin etmek, çözmek
Örnek:
(verb) haklı çıkarmak, doğrulamak
Örnek:
(phrase) en başta, ilk olarak, öncelikle
Örnek:
(noun) nesne, cisim, amaç;
(verb) itiraz etmek, karşı çıkmak
Örnek:
(noun) hedef, amaç;
(adjective) objektif, tarafsız
Örnek:
(adjective) öznel, kişisel
Örnek:
(adverb) bu kadar, çok, öyle;
(conjunction) bu yüzden, dolayısıyla
Örnek:
(verb) bakımını yapmak, sürdürmek, korumak
Örnek:
(modal verb) olabilir, mümkün, yapabilir;
(noun) Mayıs
Örnek:
(noun) isim, ad, itibar;
(verb) adlandırmak, isimlendirmek
Örnek:
(verb) karşı çıkmak, muhalefet etmek, karşı koymak
Örnek:
(adjective) karşı, muhalif
Örnek:
(verb) övmek, methetmek;
(noun) övgü, takdir
Örnek:
(verb) hesaplamak, tahmin etmek, sanmak
Örnek:
(verb) görmek, kabul etmek, bakmak;
(noun) saygı, ilgi, takdir
Örnek:
(noun) yorum, söz;
(verb) belirtmek, yorum yapmak
Örnek:
(verb) spekülasyon yapmak, tahmin etmek, riskli yatırım yapmak
Örnek:
(noun) spekülasyon, tahmin, riskli yatırım
Örnek:
(noun) duruş, pozisyon, tavır
Örnek:
(verb) ayakta durmak, kalkmak, dikmek;
(noun) sehpa, ayaklık, duruş
Örnek:
(phrasal verb) özetlemek, toparlamak
Örnek:
(noun) muhakeme, yargı, karar
Örnek:
(noun) yanlış anlaşılma, yanlış anlama
Örnek:
(noun) algı, anlayış, yorum
Örnek:
(noun) konum, yer, pozisyon;
(verb) konumlandırmak, yerleştirmek, pozisyon vermek
Örnek:
(noun) kanıt, delil, prova;
(verb) kanıtlamak, ispatlamak, su geçirmez yapmak;
(adjective) -geçirmez, -dayanıklı
Örnek:
(noun) kamuoyu, halkın görüşü
Örnek:
(noun) neden, sebep, akıl;
(verb) akıl yürütmek, mantık yürütmek
Örnek:
(noun) itibar, şöhret
Örnek:
(noun) taraf, yan, yön;
(adjective) yan, yandan;
(verb) taraf tutmak, kaplamak
Örnek:
(adjective) doğru, haklı, sağ;
(adverb) sağa, hemen, doğrudan;
(noun) hak, haklar, sağ;
(verb) düzeltmek, doğrultmak;
(interjection) tamam, değil mi
Örnek:
(noun) süre, biraz;
(conjunction) iken, sırasında, rağmen;
(verb) geçirmek, oyalanmak
Örnek:
(phrase) karşı, muhalif olarak
Örnek:
(noun) tabela, işaret, levha;
(verb) imzalamak, onaylamak, işaret etmek
Örnek: