Sanat ve El Sanatları İçinde Sanatın Unsurları ve İlkeleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sanat ve El Sanatları' içinde 'Sanatın Unsurları ve İlkeleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) denge, uyum, bakiye;
(verb) dengelemek, karşılaştırmak
Örnek:
(noun) çizgi, sıra, kuyruk;
(verb) sıraya girmek, dizmek, kaplamak
Örnek:
(noun) şekil, biçim, yapı;
(verb) şekil vermek, biçimlendirmek
Örnek:
(noun) şekil, tür, form;
(verb) şekil vermek, oluşturmak, oluşmak
Örnek:
(noun) renk, pigment, boya;
(verb) renklendirmek, boyamak
Örnek:
(noun) yer, boşluk, uzay;
(verb) aralık bırakmak, yerleştirmek
Örnek:
(noun) doku, yapı, hissiyat;
(verb) doku vermek, yapılandırmak
Örnek:
(noun) değer, önem, fiyat;
(verb) değer biçmek, kıymetini belirlemek, değer vermek
Örnek:
(noun) maddesellik, fiziksel varlık, önem
Örnek:
(noun) ton, renk
Örnek:
(noun) şiddet, yoğunluk
Örnek:
(noun) parlaklık, aydınlık, zeka
Örnek:
(noun) doygunluk, pazar doygunluğu, aşırı arz
Örnek:
(noun) ton, renk, saç boyası;
(verb) renklendirmek, tonlamak
Örnek:
(noun) gölge, ton, perde;
(verb) gölgelemek, korumak, tonlamak
Örnek:
(noun) ton, ses, hava;
(verb) tonlamak, azaltmak, ayarlamak
Örnek:
(noun) uç, nokta, yer;
(verb) işaret etmek, göstermek, doğrultmak
Örnek:
(noun) desen, motif, kalıp;
(verb) desenlendirmek, şekillendirmek
Örnek:
(noun) bileşim, yapı, beste
Örnek:
(noun) birlik, uyum, bütünlük
Örnek:
(noun) armoni, uyum, ahenk
Örnek:
(noun) bakış açısı, perspektif
Örnek:
(noun) benzerlik, eşlik
Örnek:
(noun) kontrast, zıtlık;
(verb) karşılaştırmak, zıtlaştırmak
Örnek:
(noun) devam, süreklilik, ek
Örnek:
(noun) tekrar, yineleme
Örnek:
(noun) ritim, tempo, düzen
Örnek:
(noun) tema, konu, melodi;
(verb) temalandırmak, tema vermek
Örnek:
(noun) simetri, bakışım
Örnek:
(noun) asimetri, dengesizlik
Örnek:
(noun) hiyerarşi, sıradüzen
Örnek:
(noun) hakimiyet, egemenlik
Örnek:
(noun) vurgu, önem, ağırlık
Örnek:
(noun) ölçek, kapsam, pul;
(verb) tırmanmak, çıkmak, pullarını temizlemek
Örnek:
(noun) oran, pay, orantı;
(verb) oranlamak, orantılamak
Örnek: