23. Gün - Rol Yapma İçinde 800 Puan Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'23. Gün - Rol Yapma' içinde '800 Puan' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(phrase) teşekkür mektubu, şükran mektubu
Örnek:
(phrasal verb) kontrol etmek, incelemek, çıkış yapmak
Örnek:
(noun) çocuk bakımı, kreş
Örnek:
(idiom) cesareti olmamak, gözü yememek
Örnek:
(phrase) zam yapmak
Örnek:
(noun) veda partisi
Örnek:
(phrase) artık zamanı geldi, çoktan zamanı geldi
Örnek:
(idiom) faydası yok, anlamı yok
Örnek:
(noun) iş tatmini, iş memnuniyeti
Örnek:
(phrase) ne olur ne olmaz, her ihtimale karşı
Örnek:
(idiom) haberdar etmek, güncel tutmak
Örnek:
know A like the back of one's hand
(idiom) avucunun içi gibi bilmek
Örnek:
(adjective) perişan, sefil, berbat
Örnek:
(noun) ücretli izin
Örnek:
(phrase) maaşını almak, maaş çekini almak
Örnek:
(noun) acıma, üzüntü;
(verb) acıma, üzülmek
Örnek:
(adverb) özel olarak, gizlice, şahsen
Örnek:
(adjective) psikolojik, zihinsel, psikoloji ile ilgili
Örnek:
(idiom) fazla mesai yapmak
Örnek:
(noun) güvenlik tatbikatı
Örnek:
(noun) hassasiyet, duyarlılık, empati
Örnek:
(phrasal verb) gezdirmek, göstermek
Örnek:
(phrase) kitap yığınları
Örnek:
(adverb) şaşırtıcı bir şekilde, beklenmedik bir şekilde
Örnek:
(phrasal verb) gerçekleşmek, meydana gelmek
Örnek:
(idiom) izin almak, ara vermek
Örnek:
(adverb) çok, korkunç derecede, korkunç
Örnek:
(adjective) harika, mükemmel, korkunç
Örnek:
(phrase) en iyi ikinci, en yakın seçenek
Örnek:
(adjective) heyecan verici, sürükleyici
Örnek:
(idiom) atfetmek, yakıştırmak
Örnek:
(adverb) kasten, bilerek
Örnek:
(adverb) bu arada, o esnada;
(noun) bu arada, o esnada
Örnek:
(adverb) saygıyla, hürmetle
Örnek:
(phrasal verb) kaydolmak, üye olmak
Örnek:
(adjective) kullanılmamış, işlenmemiş, alışkın olmayan
Örnek:
(phrase) bıkmak, usanmak
Örnek:
(adjective) yılda iki kez yapılan
Örnek:
(adjective) hayırsever, yardımsever, cömert
Örnek:
(noun) öğrenim dalı, eğitim programı
Örnek:
(adjective) depresif, morali bozuk, durgun
Örnek:
(noun) ek ödeme, fazla mesai ücreti
Örnek:
(noun) konuk konuşmacı, ana konuşmacı
Örnek:
(adjective) cömert, eli açık, bol
Örnek:
(phrasal verb) gülerek geçiştirmek, hafife almak
Örnek:
(noun) değer, liyakat, hak;
(verb) hak etmek, layık olmak
Örnek:
(noun) gece vardiyası
Örnek:
occupational safety and health
(noun) iş sağlığı ve güvenliği, İSG
Örnek:
(noun) fazla mesai ücreti, mesai tazminatı
Örnek:
(noun) fazla mesai ücreti, mesai oranı
Örnek:
(noun) ücretli izin, ücretli tatil
Örnek:
(noun) maaş artışı, ücret zammı
Örnek:
(noun) emekli maaşı, emeklilik;
(verb) emekli etmek, emekli maaşı bağlamak
Örnek:
(adjective) düşük ücretli, az maaşlı
Örnek:
(noun) koruma alanı, sit alanı
Örnek:
(noun) referans numarası
Örnek:
(noun) bölgesel ödenek, bölge tazminatı
Örnek:
(noun) normal çalışma saatleri, mesai saatleri
Örnek:
(noun) emeklilik partisi, veda partisi
Örnek:
(noun) emeklilik planı, emeklilik programı
Örnek:
(noun) maaş ve yan haklar
Örnek:
(noun) korumalı konut, destekli konut
Örnek:
(noun) hastalık izni
Örnek:
(adjective) iradeli, inatçı
Örnek:
(noun) izin, boş zaman
Örnek:
(noun) refah, esenlik, sosyal yardım
Örnek:
(noun) çalışma ortamı, iş ortamı
Örnek:
(noun) çalışma koşulları, çalışır durum, işler vaziyet
Örnek: