TOEFL için Temel Kelime Bilgisi İçinde Kanun ve Düzen Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEFL için Temel Kelime Bilgisi' içinde 'Kanun ve Düzen' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) adalet, hakkaniyet, yargı
Örnek:
(noun) anayasa, kuruluş, yapı
Örnek:
(noun) fatura, hesap, yasa tasarısı;
(verb) fatura kesmek, hesap çıkarmak, tanıtmak
Örnek:
(noun) yan cümle, cümlecik, madde
Örnek:
(noun) tüzük, kanun, yönetmelik
Örnek:
(verb) hareket etmek, davranmak, oyunculuk yapmak;
(noun) eylem, davranış, yasa
Örnek:
(adjective) yasama
Örnek:
(noun) yasama, kanunlar, kanun yapma
Örnek:
(noun) avukat, vekil
Örnek:
(verb) geçmek, pas vermek, sollamak;
(noun) geçme, başarı, geçiş kartı
Örnek:
(noun) beyan, açıklama, bildirge
Örnek:
(noun) işitme, duyma, duruşma
Örnek:
(adjective) yargısal, adli, hakemlik
Örnek:
(adjective) meşru, yasal, haklı;
(verb) meşrulaştırmak, haklı çıkarmak, yasallaştırmak
Örnek:
(noun) rica, çağrı, iddia
Örnek:
(verb) kovuşturmak, dava açmak, yürütmek
Örnek:
(noun) temsil, vekâlet, tasvir
Örnek:
(noun) yetki, otorite, makam
Örnek:
(noun) karar, hüküm;
(adjective) hüküm süren, yöneten
Örnek:
(noun) cümle, ceza, hüküm;
(verb) mahkum etmek, ceza vermek
Örnek:
(verb) tanıklık etmek, şahitlik etmek, göstermek
Örnek:
(noun) ifade, tanıklık, kanıt
Örnek:
(noun) tanık, şahit, kanıt;
(verb) tanık olmak, şahit olmak, kanıtlamak
Örnek:
(noun) kanıt, delil;
(verb) kanıtlamak, göstermek, delil olmak
Örnek:
(noun) duruşma, yargılama, deneme;
(verb) denemek, test etmek
Örnek:
(noun) karar, hüküm, görüş
Örnek:
(noun) kefalet, kova, sintine pompası;
(verb) kefaletle serbest bırakmak, suyu boşaltmak, sintineyi boşaltmak
Örnek:
(verb) çağrı yapmak, çağrı, cazip gelmek;
(noun) çağrı, ricada bulunma, çekicilik
Örnek:
(noun) sanık, davalı
Örnek:
(noun) taslak, konsept, hava akımı;
(verb) taslak hazırlamak, kaleme almak, seçmek
Örnek:
(verb) ücret almak, fiyat biçmek, suçlamak;
(noun) ücret, masraf, suçlama
Örnek:
(noun) eylem, hareket, aksiyon
Örnek:
(noun) dava, hukuk davası
Örnek:
(verb) dava etmek, hukuki işlem başlatmak
Örnek:
(plural noun) işlemler, duruşmalar, bildiriler
Örnek:
(noun) şerif
Örnek:
(noun) müfettiş, denetçi, polis müfettişi
Örnek: